31 Aralık 2007 Pazartesi

tembih_ iyi seneler

Herkesin 2008 senesi süper geçsin.

29 Aralık 2007 Cumartesi

tespit_tebrik

yazarlarımızdan 'evren' artık evli. tekrar tebrikler.bi de müjde ya da bazıları icin kötü haber, ayakkabısının altındaki 2 isim haric hepsi silinmis.cok tespit olmadı kusura bakmayın ama hergün de biri evlenmiyo bu özel bi durum.

28 Aralık 2007 Cuma

tespit_Benazir Butto

Benazir Butto'nun ölümünün bu sayfa aracılığı ile tarihte belgelenmesi gereğini tespit ettim... Bir de bu vesile ile bu "son"lara aracı olan/bu "son"ları araç olarak kullanan "kınama" mesajları gönderen ikiyüzlü "devlet baba"larımızı kınama gereğini..

tespit_güçlü insan

"Güçlü insan olmak" diye tanımladığım şeylerin çoğu hakkında yanıldığımı tespit ettim.

tembih_iş-miş

bir işte ne kadar eskiyseniz o kadar çok iş yaptırılır size, ikide bir bişeyler sorulur ve yetiştirilmesi gereken iş-ki işlerin her zaman yetiştirilmesi gerekir- sürekli aksamalara uğrar. "sen bu projede çalışmıştın di mi, onun bilmemnesi nerde?", "onu bilmemkime yollasana...", "şunun dilinden sen anlıosun, bozuldu gene, bi baksana!" ve en kötüsü; "sen bişiiler yapar yetiştirirsin..." (bkz. gaz vermek).
bu durumdan sıyrılmak için, bir yerde fazla eskimeden iş değiştirmeyi, "buraya alıştım" duygusallıklarına girmemeyi ve aslında daha mühimi; "bilmiyorum!", "yetişmez!" ve "çıkmam gerek!" cevaplarını şak(!) diye yapıştırabilmeyi tembihliyorum.
bi de yazıma son verirken "kelin merhemi olsa.." demek istiyorum...

tespit_zorunluluklar

el opmeler, istemedigin yerlere gitmeler muzik tarafindan o yerlerde tecavuze ugramlar, yasca buyuk birinin sacma esprisinle dalga gecememeler, sabah uyanmalar, gece uyumalar, kahve! cola! cay,ziyaretler, evlenme(bazen), adi ustunde bazi zorunlu dersler, bazi yerlere bazi giyilmesi gereken kiyafetler, sevmedigin bi filme o svio diye gitmeler, facebooktan gelen yuzyillik arkadaslari istemeden kabul etmeler ve dayanamayi 'remove' derken yapilan vicdan muhasebesi, ve benim icin yilbasi!...
bi de sey tum bu zorunluluklarin nedeni: sevgiler...
iyi seneler.

25 Aralık 2007 Salı

tespit_uyuma öncesi konuşmaları

Hani bazen bir arkadaşınız sizde kalır ve bütün akşam aptal aptal herşeyden bahsedilir ve sonra birlikte uyuyup yine uyuyana kadar aptal aptal konuşup gülünür. Onu özlemişim, bunu tespit ettim:)
Ayrıca o uyuma öncesi konuşmalarında şakayla karışık aslında ne kadar ciddi şeyler konuşuluyormuş onu hatırladım. En ağır şeyler bile hafifmiş gibi geliyor uyku öncesi şapşallığında.. Belki de hep o zamanlar konuşmak lazım can sıkıcı şeyleri...

24 Aralık 2007 Pazartesi

tespit_yokmuş gibi

insanlar ( ya da en azından benim çevremdekiler) sizde bi değişiklik olduğunda mesela kilo almanız ya da kafaya kırmızıya boyatmanız ya da bi elbise her neyse işte bu değişikliği sevmedilerse hiç yokmuş gibi davranıolar...O kıpkırmızı kafayı görmemiş gibi yapıolar, çirkin olmuş demektense susuyolar.(people hates you when you are changing)

tespit_kurbanlık koyun ile kurulan bağ

yalnızca bizim ülkemize (belki diğer müslüman çoğunluklu ülkelerde de rastlanabilir, araştırmadım) özgü olduğunu düşündüğüm " çok küçükken gözümün önünde güzelim bembeyaz koyunumu kestiler , o yüzden hiç et yemedim sendromu"ndan bahsetmek istiyorum. kendim yaşadıktan ve bir çok insanın yaşadığını öğrendikten sonra, bu konuyu uzun uzun tartışıp durdum çeşitli kişilerle. allahtan önümde dana kesilmedi, çok ağır psikolojik sonuçlar doğurabilirdi.


bu bayram tv'de bir takım ünlüler bayram sohbetleri seanslarında bu konu ile ilgili hikayelerini anlattılar. hatta yine bazı haber programları ve sayın zekeriya beyaz hoca da özellikle tembih etti. çocuğunuza kurban kesimini izletmeyin, et yememesine sebeb olabilir.... yıllardır ilgilenilmemiş olan bu konu nedense bu sene pek popüler oldu, ben de sonunda kendi savımı kanıtlamış oldum. çok mutluyum, tespitim meşruluk kazandı.

bu bayram bahçede bağlı duran koyuncuk ile uzun uzun bakıştık. hemen aramızda bir takım bağlar kuruldu (eminim hayvanın beni taktığı filan yok). o, sabah olduğunda pek gergindi. hayvanlar artık anlıyor sanırsam. ee yüzyılların alışkanlığı... evdekileri , koyuncuğu özgür bırakmakla tehdit etsem de nafile. biz onu oturup afiyetle yedik.

tespit_bayram sevinci

bayram tatilini kendi memleketinde geçiren bir istanbullu olarak bayramda istanbulda kalmak yerine anne babasını hısım akrabasını görmek için memleketine dönen çok fazla arkadaşa sahip olduğumu, onlar gidince kendimi, istanbulda ıssız bir çölde kalmış gibi hissettiğimi tespit ettim. Amma velakin hepsi geri geldiler. bayram sevincimi şimdi yaşamaktayım :)

Tembih_sinir bozukluğu

İçimden geçenleri bir türlü anlamlı bir yazıya çevirememenin mutsuzluğu içindeyim, ki bu mutsuzluk zaten ilk başta yazmaya çalışmama neden olan diğer mutsuzluk, endişe, can acısı gibi garip hislerle birleşerek iyice korkunç bir hale geldi. Yaklaşık 2 saattir yazabildiğim tek manalı şey, ne kadar küçük ve aciz olduğum ve şeylere ne denli az müdahale edebildiğim. “Oysaki...” diyip tıkandığım, elimden hiç bir şey gelmediğini fark ettiğim ve kusmak istediğim bütün anları arka arkaya koysam, muhtemelen hayatımın yarı süresi kadar edebilirler.

Anlatmak istediklerimi zamanında ifade etmeyi becerememiş olduğum ve hala da beceremediğim için feci şekilde canım yanıyor olsa da, tek yaptığımın bunları boktan bir bloga kusmaya çalışmak olması nedeniyle oluşan hayalkırıklığı da bu kızgınlığın ve can acısının üstüne ekleniyor.. (isteğe bağlı olarak; “üstüne eklendiğini tespit ettim” şeklinde okuyabilir ve kurala uydurma çakallığı yapabiliriz.)

Ha, ruh halini tanıdığı ya da tanımadığı insanlara bu kadar pervasızca teşhir etmenin gereksizliği de cabası.

Tembih:
1. terapistler bunun için var.
2. şeyler üstüste geldiğinde insan kendinden beklentilerini azaltabilmeli.
3. keskin sirke küpüne zarar.
4. arkadaşı ihtiyaç olmadan edinmek mantıklı. (teşekkürler fortune cookie)
5. keza manasız bir hobi edinmek de öyle.

19 Aralık 2007 Çarşamba

tespit_gercek kurban(lık)lar...

Kurban Bayramı öncesi çoğumuzun karşı koyamadığı yegane mağazalar indirime girdi. Ve bugün bu mağazalardan birinde ağlamaklı gözlerle sevgilisinin paketlerini taşıyan ya da deneme kabinin önünde kızcağıza yakışmayan şeylere bile ordan çabucak kurtulabilmek için 'yakıştı hayatım, harika!' diyen. Ya da 'sıkıldın mı bitanem' sorusuna sadece son nefesiyle 'yok' diyen indirim kurbanı erkekler gördüm...onlara o şu şarkıyı armağan ediyorum 'seven ne yapmaz'...

tespit_liste başı

özellikle yıl sonu gelirken daha da azdığını farkettiğim bir liste manyaklığım varmış, bunu tespit ettim. 2007'nin en iyi albümleri, kitapları, filmleri; yüzyılın en büyük düşünürü, ablası, icadı; son 10 yılın en başarılı insanları, en büyük felaketleri vs. vs. hepsini özenle okuyorum, seyrediyorum, beğenmediğim listelerle dalga geçiyorum, hatta bazılarını kendim de yapıyorum.

liste yapmak aslında oldukça iddialı bir tavır, "buraların efendisi benim." duruşu ve söyleyişi gerektiriyor ama insan kendini durduramıyor.

2007'nin en iyi albümü de sound of silver'dır, bu da iç-tespit olsun.

18 Aralık 2007 Salı

tespit_diet

Daha ikinci günündeyim dietin ama hakkında vık vık etmeden duramam çünkü bu "yeme" meselesi benim için bir hayli önemli. Hatta hayatta en çok istediğim şeylerden biri tüm dünyayı dolaşıp herşeyin tadına bakabilmek(korkunç duyuluyo di mi) evet o canlı canlı böceklerin bile:).Neyse ama bu durum hergün 8-10 saat sürekli oturarak çalışan bi insan için mango indirimlerinden faydalanamamaya dönüşüyo zamanla, her giydiğiniz pantalon size doğru bağırıyo "iskenderrrrr....waffle!....mantı!....." ve sonra yüzünüzde hazin ve "0" beden kadınlara iç geçiren bir ifadeyle dükkanı terk ediyorsunuz.(baş öne eğik) Ve alışveriş hırsıda sizi terk etmediği için gidip bir ayakkabı daha alıyorsunuz...ya da oje.kırmızı. İşte bu yüzden spor hazır yapıyorken bu aralar diet yapmaya karar verdim. O yüzden diet kelimesinin aslında en çok yakıştığı "diet kola" dair her türlü sağlıksızdan uzak durmanın aslında epey sağlıksız olduğunu tespit ettim. Bu dialektikle belki açıklanabilir insan kendine kötülük etmeden iyilik ettiğini anlayamıo belkide, yani ben sürekli domates yersem "ağlarım!" özetle.

tespit_seeing john malkovich ve ötesi

tespitimin mekan seçimini değiştirmem istendi ama madem uygulama çizmeyi de bitirmişsin neden daha iyi betimlemiyosun dedim kendime.


evet, ben dün bunu tespit ettim, john malkovich istanbul'da. ve bir arkadaşıyla birlikte konak'a geldi ve kendisiyle türkçe yemekler sıralamak suretiyle konuşan garsona "no kebap" diyene kadar da bir türk gibi davrandı. zekidir, çalışkandır.. (nah, hah'dan mı gelmiş acaba?) hatta dönüp kral tv ekranlarındaki savaş haberlerine de baktı ilgilyle. savaş evrensel tabi. "bi insan bi insana bu kadar benzer mi"ye mi şaşırsam, "bi john malkovich sessiz sedasız konak'da yemek yiyor"a mı şaşırsam bilemedim uzun süre, ta ki sesini duyana kadar. acaba ben mi 3 saat uykuyla duruyodum, öyle olmasına inandığımdan o incemtrak sesini duydum? iddia etmiyorum diyemem, iddia ediyorum, dün benim için bir dönümdü.


böyle durumlarda çok ilginç hallere büründüğümü tespit ettim. senelerce anlamadığım tarkan konserinde ağlayan , michael jackson hayaliyle yaşayan kızlardan aslında çok da bi farkım olmadığını gördüm. sadece biraz daha lacivert olabilirim. hala bi garibim ama neden sebep tam olarak bilmiyorum. ne var yani gördüysen bi durum aslında.


bonustan bi de tembih ediyorum, gözleriniz açık gezin, belki bayramlıklarını giyer istiklal'de takılır önümüzdeki günlerde.


hep beraber tespit ettik mi mesela aslında olayın john malkovich olması da ayrı bi durum, yani sevdiğimiz bi john cusack falan olsaydı ordaki belki daha "aman tanrııım çok yakışıklıııağğğ" dersin ama john malkovich olunca insan o filmden sonra bi garip oluyo. daha önce yüzünü birden aynı karede gördüğün bi adam olduğundan daha bi ilginç. mi acaba?



kendimi temellendiremiyorum bütün cinler tepemde.

tespit_simulasyon

herkesin aynı milletten olup aynı dili konuştuğu bazı ortamlarda azınlıktaki bi kişinin yabancı olması durumunda hop dilden dile atlanır ya... o durumlarda bazen o topluluğu kendimle beraber bir bilgisayar oyununun içindeki küçük yeşil adamlardan biri gibi görüyorum. sanki bilgisayarın başındaki çocuk eli bir anda oyunun dilini değiştirmiş gibi.
hatta yine aynı oyunun içinde, kafalarımızda yeşil ışık yanıyo biyerlerde zzzt alışveriş moduna geçiyoruz, sora zzzt saç kestirme, sora zzzt arkadaşınla konuşma, zzzt susma...
hatta bazen mutlu olma bazen de depresyonlardan depresyonlara koşma..
biyerlerde kırmızı yanıyo zzzt duruyoruz sora.
tam kontrolsüzlüğüme isyan ettiğim sırada fareyi oynatan çocuk ben miyim diye soruveriyorum kendime.
cevap ise hala yok çünkü "evet" olması halinde alacağım sorumluluk çok büyük.

17 Aralık 2007 Pazartesi

tembih_tesekkur...

blogumuzun ara yüzünü renklendiren çizim için Hakan Tüzün Şengün'e ve bilimum teknik destek için Okay Karadayılar'a teşekkür eder...Başarılarının devamını tembihlerim.:)

tespit_iş erteleme

Yapmam gereken asıl işleri yapmamak için 100.000 tane gereksiz tespit yapabileceğimi tespit ettim.

tespit, tembih_dengesiz ilişkiler

Çok sevmekle uyuz olmak arasında çok ince bir çizgi var. Herhangi bir insana karşı duygularım öyle pek de değişmese, kıl olmalarım, sempati duymalarım hızla gelip geçse de, çok sevdiğim insanlardan birden mantıksızca çok nefret edip, çok uyuz olduğum insanları birdenbire çok sevebiliyorum. En iyi arkadaşımın yüzünü görmek istemeyebiliyor, hayatımdan çıkmasının son derece yerinde olabileceğini son derece içten bir biçimde düşünebiliyor, ardından mesela iki gün önce nefret ettiğim ve hiç bir iyi tarafı olmadığını düşündüğüm bir insanın hayatımdaki varlığından inanılmaz mutlu olabiliyorum.
İşin kötü yanı buna kimsenin anlam verememesi, ben dahil... Tembih, bu denli değişken tutumlar içerisinde olan insanlar, diğer insanlar hakkında düşündüklerini kolay kolay başkalarına söylememeli!

tespit_kar

kaç yıldır kendimi birilerine "yılbaşında kar yağsa çok süper olmaz mııı?" derken buluyorum...Ve yağmıyo.Eeee çıkmayan candan ümit kesilmez.

16 Aralık 2007 Pazar

tembih_birazsabır

insan mutsuzluktan kaçmak veya bunun altından kalkabileceğine kendini inandırmak için birsürü yola başvuruyor, ozellikle mutsuz olmak isteyenler bu tespitembihin dışındadır mesela ben ne zaman kendimi depresif hissetsem hep kendime şunu soyluyorum, eylem dayan bu geçici bir durum 2 gun sonra hasta olacaksın (burdakı hastalık grip değil tahmin edebileceğiniz gibi) ve heps' geçecek ama birsüre sonra bu gün sayısı 2 den 5 e, 5 ten 10 çıkmaya başlıyor, peki bu durumda ne yapmak gerek derseniz kendinizi şuna inandırın bu 10 sene sürecek geçici bir durum, 20li yaslarında duygularını en yogun ve en uçlarda yasayan o kadınlardan birisiniz sizde, merak etmeyin hepsi geçecek sadece biraz sabır

15 Aralık 2007 Cumartesi

tespit+tembih _evlilik hazırlıkları

sevgilinizle halihazırda güzel güzel beraber yaşıyorken bir gün şeytan dürterse bir de böyle deneyelim birşey farketmez nasılsa denirse ve çoktandır eh evlenin artık diyen anne babalar mutlu edilir diye düşünülüp evlilik sürecine düşmüşlere bir grup tembihin ve tespitin ilki... bütün bu evlilik hazırlıkları süreci özellikle benim gibi beyaz gelinlik ve papatya hayali olmayan birisi için cinnet geçirtici olabilir. garip bürokrasisi ile evlilik başvurusu, nikahtan kokteyle oradan düğüne dönüşen ve genişleyen kutlama seremonisi, üç saat içine bir de öğle yemeği ile sıkıştırarak nispeten kolay atlattığım gelinlik mevzusu, galiba herşey rahat rahat hallolacak o kadar da büyütülecek birşey yokmuş diyecekken, kuaförde bugünkü halim -basit bir görünümün ne olduğunu anlamamakta ısrar eden kuaför ve sonunda sinirden ağlayan bendeniz-. Hep saçı çok kesilince kuaförde ağlayan kızlara gıcık olurdum, hepsi intikamını toptan aldı bugün benden... ilk ve temel tembih olarak, evlenmeye şu veya bu nedenden karar verdiniz ise bunu başka bir ülkede yapın, burada bu çok acaip bir sektör, oldu burada evleniyorsunuz, herşeyi tek başıma halledicem hezeyanlarına kapılmayın, sağduyulu, gerçekçi ve serinkanlı arkadaşlar bugünler içindir, onları yanınızdan ayırmayın.

14 Aralık 2007 Cuma

tespit_deneme kabinleri

deneme kabinlerinin içindeki aynaların arkasında bir gizli kamera olduğu düşüncesinden kurtulamadığımı tespit ettim, bu 90'lı yılların tatsız "show haber" görüntülerinden kaynaklı bir paranoya olabilir, bilmiyorum. ama ilk girdiğim anda bir an için de olsa geçiyor bu fikir aklımdan...
bir-iki gün evvel, oradaki bir çalışana "pardon, bunun bir beden büyüğünü deneyebilir miyim?" diye sormadan hemen önce şunu düşündüm; eğer bir kamera var ve kaydediyorsa, elbiselerin bize olmadığı ya da yakışmadığı anlarda çok büyük rezil oluyoruz demektir... bu aynaların böyle anlarda dile gelmesi bir fikir olabilir,
"hah! şişmansın işte!" ya da,
"allah aşkına, senin bacakların yamuk, bu etek sana olur mu?!" gibi şeyler söylese...
o zaman, belki utanıp zayıflarız ya da "yakışmadı" der, almaktan vazgeçeriz... -çünkü insan fevri alışverişler yapabiliyor bazen.-
iki durum da kabulüm :)

tespit_liman

Kadıköy beşiktaş hattını hergün kullananlardan biri oldum evet üç ay geçti...artık kafamı kaldırıp of deniz ımmmmmmm yapmıyorum, kulaklığım ve "gerçekten okumak istediğim" bi kitapla ya da karşılaştığım biriyle yolculuk ediyorum. Ama bugün bunu kaçırsam çok üzülürdüm "morning saphire" gri kocaman hatta dev! bir yük gemisi...Çok güzeldi.seyrettim resmen sabah sabah, daha önce gördüklerimde hiç fena deildi, hergün gelip geçenler bilir "yiğitcan izmir" , "Yang Ming" "Maersk" "Evergreen" "Kline" "UASC" "Daniel St. Johns"...aralarında güzellik yarışması yaptım...En güzelinin bu sabah gördüğüm "Morning Saphire" olduğun tespit ettim. Evet belki bu tespitin kimseye bi faydası yok ama sabah sabah heyecanlandırdı beni.Kitabı çayı bi kenara bıraktım. Şehirde işe giderken sabah sizi heyecanlandıran bişey görmek o kadar da sık rastlanır bişey değil.

13 Aralık 2007 Perşembe

tespit_yeni nesil etkinlik anlayışı...

Evet süperiz herşeye yetişiyoruz, nerde ne var takip etmek de çok kolay neden çünkü facebook var! bi de lastfm...Ama noluyo sonra lastfm de cemal'in konsere gittiğini gören Fatma ve Fatma'nın konsere gittiğini farkeden Emre bu konsere geliyolar, bu da sanatçıların biletlerinin satılması ve organizasyon için süper bişey oluyo, bunda da sorun yok. peki ya sadece o konseri dinlemek isteyenler, bu sadece onu bunu görmeye gelenlerin dırdırına katlanmak zorunda mıdır?...Lütfen tembihlemekten öte istirham ediyorum, hiç bilmediğiniz bi grubun konserine ya da hiç bilmediğiniz bi sanatçının sergisine ya da hiç ne olduğundan haberiniz olmadığı bi etkinliğe tabii ki gidebilirsiniz bunda bi sakınca yok, ama ilgilnizi orda olmanıza rağmen hala hiç çekmiyorsa ordan uzaklaşın, hatta mümkünse yok olun ışınlanın, ya da çıkın o çocuğuda takıp kolunuza evinize gidin asıl amacınıza ulaşın...Ama susun gürültü yapmayın . nolur demek istiyorum! Arka odada ki son iki konserdeki bu durumu da burdan esefle kınıyorum.

tembih_nefes

size seratonin salgılatacak bişey yapın spor yapın, dans edin ya da bi sevgili bulun:)...hiçbirini yapamıyosanız eğer ara ara diyaframdan nefes alıp verin...nasıl mı ? Müzik hocam şöyle derdi; "çiçek koklar gibi". (evet yine çok romantiğim.yaşasın! içimizdeki iclaller, boris vian'lar, susan langerlar, hatta zeki mürenler!)

tembih_persepolis

izleyin.

10 Aralık 2007 Pazartesi

tespit_cool

Herşey cool bu aralar, grafikler cool, kadınlar cool, web siteleri çok cool,cool mobilyalarla dolu etraf, yeni yetme mimariler epey cool, sonra her türlü apple ürünü, defterler kalemler, insanlar, kıyafetler, kokular, libidolar,hatta sesler...Herşey çok cool ve ben cool olan herşeyden çok sıkıldım.geçer ama ne de olsa ben de cool sayılırım.hem postmodern hem cool.(yalandan)

9 Aralık 2007 Pazar

tespit_yorgan yastık

karşıda oturan insanların bunun sonucunda da haftasonları genel olarak evinde uyanamayanların nerdeyse ortak kaderi pazar günleri üstlerine başlarına sinmiş sigara kokuları, yağlanmış saçlar, ve sırt ağrıları ile uyanmaktır, bilen bilir, ama bgn daha yeni değiştirilmiş nevresim, ve kendi yastığımın bana tanımış olduğu şımarıklık ile saatlerce yatağımdan çıkamadım,çünkü başka hiçkimsenin yastığı sizin şımarıklığınızı çekmez, insanın kendi evi gibisi olmadığı gibi kendi yatağı ve yastığı gibisi de yoktur.

8 Aralık 2007 Cumartesi

tespit_özlemek

Sıkıcı bi hayat benimkisi çünkü şunu tespit ettim ki üç gün görmesem özlediğim kimse yok hayatımda, ya da üç gün yapmasam duramam dediğim bişey(tuvalet hariç) ya da üç gün şunu yemeden duramam dediğim bişey yok...Ama diet kola bana hakim olmuş durumda üç gün değil bir günde kutu kolanın o "çıtuır" diye açılma sesini özlüyorum...İşte bu yüzden midem bu halde sanırım

7 Aralık 2007 Cuma

tespit_saç tasarımcısı(?)

şunu anlamıorm, hadi tmm saçını kestiren kişi çok para verdi die saçını beğeniyor olsun, peki arkadaşları, ailesi veya çevresindekilerin çoğunluğu o saç kesimini beğenmiorsa eğer bu saç gerçekten de o kişiye yakışmadıysa diyelim, kuaför (başka bir deyişle saç tasarımcısı) kişiye yakışmayan bi şekilde nie kesio?? algısı o kdr mı kötü yani! genelde insanların saçlarına yapılan müdahalede, (kamusal alana müdahale gb bişi) müdahaleyi yapanın hiç mi gözü görmüyor?

tespit_otobüslerdeki manalı manasız sözler...

Belediye otobüslerinde adlarına ne deniyo bilmiyorum ama dengede durabilmek için tutunduğumuz tutunma şeylerinin üzerinde bişeyler yazıyo son günlerde...Hiç anlam veremiyorum bunlara ver her seferinde dikkatli dikkatli okuyorum (görme fetişizmi)hatta biri bitiyo sıkılıp arkalara doğru ilerliyorum, diğerlerini de okuyabilmek için.. Mesela bu sabahkiler; "Monaco orkestrası ordusundan daha kalabalıktır" "vücudumuzdaki en uzun kas dildir" ben de hemen altına şunu eklemek istiyorum ; "ikisi arasında bağlantı kurmaya çalışma, bu otobüsteki en zavallı kişi sen olabilirsin"

5 Aralık 2007 Çarşamba

tespit_yorgunluk ve taksi plakaları

yorgunlukla ilgili milyonlaca tespit yapabilirim ama şimdi ki biraz daha farklı tespit içi tespit çünkü, bgn dolmuşun en sevdiğim bölümü olan şoför yanında (kimse size para uzatmaz, yada hiçbir yaşlı teyze yerinizi vermenizi bekleyerek gözlerini size doğrultmaz, dolmuşun bütün kaosundan uzaksınızdır fln filan) yorgun ve bitap bir şekilde otururken yorgunluğun algı açıcı etkisini farkettim, kafanın iyi olması gibi uyuşukluk var tabi ama boşboş bakan gözlerinin gördüğü herşey beynine kazınıo ve bi süre sora bağırıo heey baksana diye, çünkü tam da o sırada farkettim ki İstanbul daki bütün taksilerin plakası 3 harfli ve hepsi T ile başlıo,

tespit_ben geldim

tespit etmeyi, tembih etmeyi pek sevmesem de ve edemesem de tembih etmeyi de özlediğimi tespit ettim :)

Tespit_yemekler&erkekler...

Evet yemek yemeyi ve yapmayı çok seviyorum bu doğru ama bu aralar erkeklerle bağdaştırıdığım yemekler var... Mesela ıspanak gibi erkekler ; bunlar pişirdikçe suyunu bırakıp küçücük kalan erkekler. Bir de bulgur gibi erkekler var su koydukça şişen, sonra yumurta erkekler var her şeye uyan kek de olan omlette de krep de:), bi de ekmek gibi erkekler var ki onlara maya şart...o mayanın orta sıcaklıkta beklemesi şart... e ne demişler emek yoksa erkek de ay ekmek de yok:)

tespit_güzel kadınlar

Sabah vapurda güzel bir kadın vardı. (güzellik göreceli olamayabiliyo bazen) Kızıl saçlı mavi gözlü çilli :) ve de üstünüze afiet dal gibiydi..(incecik manasında) Epey de güzel giyinmişti. Makyajı da hoş. Her neyse ben kadına şööyle bir baktım sonra da şunu farkettim ki tıklım tıkış vapurda etrafımdaki en az on kişide çaktırmadan ya da baya çaktıra çaktıra ona bakıyodu...İç seslerini duyar gibi oldum. Bodur bi amca vardı, orta yaşlı kafa hafif kelleşmiş mesela o bence şöyle diyodu, "ulan bi kere de şöylesi denk gelmedi:)"(napiim öyle diyodu işte), Sonra bi kız vardı belli ki cool bi bölümde okuyo, olanca entellektüel tavrıyla kızın güzelliğinin meta olduğunu, aslında bunun o kadarda iyi bişey olmadığını bunun sadece bir vitrin olduğunu düşünüyodu. (iç çektiğinin bile farkında olmadan), Diğer bir kadınsa "aman o kadarda güzel değil bak dişleri bozuk" diyodu içinden. peki. Sonra birbirlerine belli ki çıtır aşık bir çift vardı onlar camdaki buhara ellerini yumruk yapıp cama yapıştırmak suretiyle minik ayaklar yapmakla ve kikir kikir gülmekle meşguldüler.Onlar görmedi bile bu kızı. (bu duruma epey sevindim) Sonra üç delikanlı vardı biri daha miroğlu kılıklı diğerleride yaver, o miroğlu kılıklı kıza bakmaktan öte kızı kesiyordu.Kız da farkında herşeyin alışmış duruma...İşte böyle tespit herhangi bi yerde güzel bi kızın olması epey eğlenceli bişey:)...Tembih, hemen etraftakileri izlemeye koyulun.

4 Aralık 2007 Salı

tespit_kedili teyze

Önceki mesajı yazarken, “neyseki yalnızca sevgililer değil arkadaşlar, hatta aile fertleri dahi gelip geçici” diyebilen bir de buna gayet içten inanan, uyuz ve mutsuz bir insan olduğumu da tespit ettim.. Çocuklara “gidin başka yerde oynayın” diye bağırıp camdan su döken yaşlı teyzelerden olacağım evet. Kedim de var zaten.

tespit_lise arkadaşları

Her kadının eskiden beri hayatında olan, çocukluktan -ya da büyük ihtimalle liseden- beri tanıdığı bir kız grubu vardır. Bir sürü şeyle, başta kendisiyle bile baş etmeyi bilmediği dönemlerde tanıdığı, yıllarca anlatılacak aptalca şeyler yaptığı (ilk kez aşık olmalar, sarhoş olmalar, kazık yemeler, kıytırık bilgilerle seks tavsiyeleri vermeler, topuklu ayakkabıyla yürüyememeler, palyaço gibi makyaj yapmalar..vs.ler) küstüğü, barıştığı ama sonuç olarak dönüp baktığında orada yakınında bulmanın kendisine bir tür güven verdiği bir takım başka kadınlar vardır ki, onlardan uzaklaşmak çok zordur.

Oysaki her zaman zoru (zor burada ulaşılması zor hedefi temsil etmiyor, tam tersine..) başarmakta üstüne olmayan ben, bunu da başardığımı tespit ettim.
Her zaman orada olacaklar diye içten içe iyi hissediyordum elbette, ama aynı zamanda artık konuşacak pek bir şeyimin kalmadığından şüphelendiğim, bambaşka insanlara dönüştüğümüzü üzülerek izlediğim halde kılımı kıpırdatmayarak kendilerini kaybetmişim. Aferin bana.

3 Aralık 2007 Pazartesi

Tespit_suç&suçlu

Bunu ben tespit etmedim ya da ettim de bu kadar iyi ifade edemezdim. "Cinsel ahlakın ilk ve tek ilkesi: suçlayan her zaman suçludur" T. Adorno

29 Kasım 2007 Perşembe

tespit_kontrol

istediğim şeye (her ne ise) bir adım uzaklıktayken dönüp ters yöne gitmem niye?? aklın bedeni kontrol etmesinden çok sıkıldığımı tespit ettim.

tespit_saçmalamak

Kendimi maltepe gazinosu dj gibi hissediyorum bazen önce the doors dinliyorum arkasından nesrin sipahi " sensiz de yaşanırmış"...Sakın bana ama ilişkili falan demeyin biri Edith Piaf diğeri kibariye değil ki sonuçta.

tespit_metafor

metaforun dolayısı ile metaforik düşüncenin ne kdr üretken olabileceğini bir kez daha tespit ettim; (bkz: çivi gb çivi gb çak çak çak)

tespit_gitmek

Geçen gün birkaç kız arkadaşımla otururkene aramızda şöyle bir konuşma geçti.Birimiz eğer şu anda yurt dışına gitme imkanı olsa sevgilisini hemen bırakıp gidebileceğini söyledi.Diğeri ise "aaaa inanmıyorum sana ben hayatta yapamam" dedi.Ben de bilemedim gitmek mi doğru kalmak mı.Bir yandan hayatını ,eğitimini bir insan için aksatmak saçma gözüküyor.Diğer yandan da insanın sevip iyi anlaşabileceği birinin hayatta daha kaç kere karşısına çıkabileceği meçhul.


tespit_askerlik başlığından esinlenerek gönderilmiş bir posttur kendileri.Zorunlu olarak bir yerlere gitmek dışında bir de kendi vermemiz gereken kararlar olabiliyor ki hangisi daha zor acuba?

tespit_ego

küçük ego iyi bişey diyolar, büyük hatta kocaman egosu olan insanlar...(sömürgeci söylem).Ama bi taraftan da evet iyi bişey küçük ego. Yani bende mi büyük egoluyum şimdi?

tespit_kinder süpriz

Kinder süpriz aldım saçma sapan şeytana benzeyen bişey çıktı adını cemil koydum onu sevdim ben ama çocuklar için biraz garip değil mi? Ya da ben böyle konularda çok mu tutucuyum...

28 Kasım 2007 Çarşamba

27 Kasım 2007 Salı

tespit_"abi" diye konuşan erkekler.

kendi aralarında abi abi abi diyen konuşan erkekler sevgileleriyle de abi diye konuştuklarında gerildiğimi tespit ettim bana ne oluyosa.

26 Kasım 2007 Pazartesi

tespit_tasarruf

farkettim ki başak burcumun en belirgin özelliklerinden biri olan pintiliği yazı dilinde de sıklıkla yapıyormuşum. mesela informal yazılarda sadece kelimenin anlaşılması için gerekli harfleri kullanmak, cümle sonuna üç yerine iki nokta koymak, tırnak işareti yerine tek tırnak işareti koymak, gibi gibi.. enteresan geldi.. belki başak burcu olmamla hiç de alakası yoktur..

tembih_çivi(ler)

çivi çiviyi söker...
bi başkası onu söker...
ilk çıkan çivi sonuncuyu söker...
sonra, gizli gizli cebinizde sakladığınız bir tanesi tümünü söker...
..
dön başa...
böyle sürer gider...
ve yaş yirmibeş...
..
siz o çiviyi -kanatsa da- elinizle söküp, yine cebinize koyun.. bigün yine lazım olur...

25 Kasım 2007 Pazar

tembih_nick hornby

bir cok kitabi okurken bukemem altini ise asla cizmem onemli gordugum yerlerini kibarca bi postite not alirim cok sartsa ve genelde mutlaka ayrac kullanirim, ama nick hornby bi baska elime kitabi aldim okumaya basladim bi ara tuvaletim geldi ve gidip ayrac bulmaya calisarak vakit kaybedemezdim hemen isimi gorup geri donmeliydim ve zaten nick ayrac gibi biseyle ugrasmami istemezdi gibi geldi o sayfanin alt kosesini ucgen bicimde ice kivirip kivirmamakla mucadele ettim...ve kivirdim! evet tek icim rahat kose kivirarak okuyabildigim yazar aslinda mesela boris vian i da bazen kivirmak istiyorum hatta okuduktan sonra yakmak falan :) ama naifce kendime gelip gidip onu birine hediye ediveriyorum...Evet tembih Nick Hornby nin son kitabi 'cat!' cikti...Bence bir cumartesi sabahi oturun basina ve aksam yemeginden once bitiriverin mumkunse.Iyi gelir hem kose kivirma derdide yok tek seferde bitirince.

21 Kasım 2007 Çarşamba

tespit_uçak biletleri

bayramdan bir ay öncesinde bile el yakmaya başlayan uçak biletlerinden nefret ediyorum... gerçekten de çok organize bir halk mıyız ki ki bayram planını 2 ay falan öncesinden yapıyoruz ya da gezmeye çok mu meraklıyız?? gerçi bayram işte , aile , birlikte olmak vs ama yaaa uçağa verdiğim parayla kendime ufak çapta bir kurs ısmarlayabilirim mesela, ya da fotoğraf makineme 2. el falan bi lens, olmadı bilgisayarıma yeni işlemci + ram vs vs ... offf offf nerde o eski bayramlar...

tespit_dolmuş-gazete-çıplak kadınlar

her sabah işe geliyorum... herrrr sabah... çok can sıkıcı... geç kaldığım sabahlar dolmuşta ayakta gitmeyi gönlüme koyduğum zaman daha da can sıkıcı bi hal alıyor. istanbul dolmuş şöforlerinin mutheşem manevraları sırasında o borulara tutunup ayakta durmaya çalışmak hiç de eğlenceli değil çünkü, hele bi de insanın afyonu patlamamışken... neyse, konu bu değil... böyle ayakta giderken insanları inceliyorum (tabii ki!), gazete okuyanlar çok komik; ülkenin en çok satan gazetelerinde ilk sayfada, son sayfada, biyerde mutlaka yarı çıplak bi kadın oluyor ya, işte sabah sabah şöyle bi başlıklara bakan türk kişisi bu resimlerden utanıyor ve yanındaki, tepesindeki görmesin, ona baktığı sanılmasın diye orayı kıvıra kıvıra, saklaya saklaya okuyor gazeteyi... çok komik... belki o resmin orda olmasından bile komik...

aklıma gelmişken bi de tembih; dolmuşta, otobüste, herhangi bi kamusal alanda; Sade okumayın, o sıkıntılı olabilir işte...

tespit_cingözlük

40 kere söylersen olurmuş adlı atasözümüz beni genel olarak korkutmuştur, ancak bugün farkettim ki 40 kere söylediğim hatta 4440 kere söylediğim şeyer bile olmuyo bazen, peki bu laf niye edilmiş diye düşündüm, bence cingözün biri arkadaşı aynı şeyi 40 kere söyleyince artık sıkılıp sussun diye böyle bi laf etmiş.

tespit_şeffaf şemsiyeler...

Herkes de var onlardan, şemsiye mafyası şehri ele geçirdi,ama çok kullanışlılar kabul etmek lazım rüzgarda önünüze tutup yine de önünüzü görebiliyosunuz bu süper bişey, bir de yağmur yağdığında *"yağmur amcalar" hemen piyasaya çıkıyo artık fiyatı da sabitlendi, 5ytl, kenarları çizgili daha bombeli olanları da 6 galiba...Eminim bu yazıyı okuyanların yarısında bu şemsiyelerden vardır, ben haftada bir tane alıyorum...:)
iyi sabahlar efendim.

18 Kasım 2007 Pazar

tespit_tasarlamak

bazen niye diye soruorm; niye tasarlıyorlar? mesela bahariyede eski kitap şeklindeki bankları kaldırıp yerine başka bir 'tasarım' ürünü olan mermer ayaklı saçma sapan bir bank koymak.. niye? eski demir ayaklı ahşap bankları istiyorum ben..

17 Kasım 2007 Cumartesi

tembih_mail

bazen öyle mailler alıyorum ki...Gelen kutusu giden kutusunu aratmasın demek istiyorum:)

Tespit_röntgen

facebook kullanıcıları adeta yeni nesil röntgenci.. herkesin o anda ne yaptığından haberdar olma, o farkında dahi olmadan onun resimlerine bakma, onun hakkında yazılanları vb. okuma.. herşey alenen ortada ama karşındakinden habersiz bir şekilde onun (arkadaş listende olan hatta arkadaş listende olmayan) hayatı ve/veya kendileri hakkında bilgi edinme, dikizleme.. yoksa internetin kenidisi bu açık kaynak olmakla mı alakalı? kafam çok karışık, hava kararmış, odamda ışıkları açmışm dans ediorm ( kimse görüyor mu acaba???)

15 Kasım 2007 Perşembe

tespit_işkolizm

İşim olmayınca çok kötü hissedip bir sürü işe girişiyorum. Sonra hepsini yapmam gerektiğinde panik olup yorulup yine kötü hissediyorum. İşsiz depresyon, çok iş yine depresyon... Nedir bu tatminsizlik..

tespit_halk otobüsleri

aylar önce kendi blogumda birçok tespit üzerine yazdığım yazıyı bugün yine aynı duyguları paylaştığım için burada yinelemek istiyorum;
Sabah yine her geç kaldığım sabahta olduğu gibi tıklımtıkış halk(mülteci) otobüsüne bindim, bir samimiyet, bir aşk sormayın, herkes birbirine sarılmış, tombul bir abla ayağına basan adama bağırıp çağırsa da sadece 30 cm ötesinde olduğundan düşmemek için yine aynı adama sarılıyor. Bir de kokusu var bu otobüsün ki burunlara şenlik, yol eğer 10 dakika falan ise otobüse binmeden derin bir nefes alıp o nefesi tutup inene kadar bırakmayarak ufak sıyrıklarla bu koku meselesini halledebilirsiniz, ancak beşiktaştan Sarıyer'e gidiyorsanız da üzülmenize gerek yok çünkü malumunuz burun yorulan bir organımız, bu nedenle yaklaşık 3 dakika 37 saniye içinde yorulan burun arkadaşımız artık bu kokuyu boşveriyor, ama maalesef kulak( bu maalesef aynı zaman da iyki de anlamında) organımız yorulmuyor, hele de yanınızda 1 milyona eminönünden alınmış kulaklığıyla bangır bangır metal dinleyen uzun saçlı bir yeni yetme bulunuyorsa. Bir de "arkalara doğru ilerleyelim", "binenlere yol verelim", "lütfen yardımcı olalım", "daha nereye ilerlicez, yer yok yer" gibi söylemler de gündelik hayatımızın parçaları zaten, onlardan bahsetmeme bile gerek yok. Bir keresinde inanılmaz yağmurlu bir günde ıslak ıslak yine sarılarak otobütekilere ofise geliyordum ki sinirden ağlamaya başladım ama o kadar ıslak ve bana sarılan biri tarafından kamufle durumdaydım ki kimsecikler anlamadı ağladığımı, belki de bütün otobüs ağlıyordu sinirinden de ben anlamdım, neyse bu fakir edebiyatı zengin hayallere de dönüşmüyor değil, işte o ağladığım gün ağlamaya devam ederek hemen babamı aradım, "baba bana araba al, lütfen lütfen lütfen!" zengin çocuğuyum ya...neyse babam neredeyse ikna oldu derken hiçkimse buna inanmasa da o gün televizyonda küresel ısınmanın ne kadar boktan bişey olduğunu, herkes bu şekilde tek başına araba alırsa her arabanın 1kaç penguenin ölümüne neden olduğu bana düşündürtecek şeyler izledim, araba fikrinden bi anda vazgeçtim, evet dünyayı ben kurtarmıcam, ama bu penguen araba metaforu beni derinden sarstı, soonra yaz geldi ve ben her yaz olduğu gibi, vespa hayalleri kurmaya başladım, sanki o penguen öldürmüyo da sadece kutup ayılarını terletiyo gibi bir izlenime kapılıp, ama tabii ki geçen yaz ki kamikazeleğim yüzünden yine cesaret edemedim bu vespa olayına, nedir bu kamikazeleik der iseniz, ben geçen yaz benim olmayan bir motosikletle Sırmakeşin su taşıyan dolmuşunun orta yerine çötönk diye çarptım ve de kafa üstü düştüm ki o gün bugün o kask saygıdeğerdir...ödümün kopmasının yanısıra ödleri kopardım...Yani hala o mis kokulu güzide otobüse severek biniyor, iniyor, olmamın 2 nedeni var ilki penguenler ve kutup ayıları (yani biz) ikincisi ise Sırmakeş...:)

14 Kasım 2007 Çarşamba

tespit_kasım

hiç sevmiyorum kasımı..hiç.mayısa kadar da şen şakrak bi ay yok...of.

11 Kasım 2007 Pazar

tespit_üsküdar

Her Üsküdar'a gittiğimde Kubrick geliyo aklıma...Sevgili Üsküdar belediye başkanı Mehmet Çakır'la konunun ilgisi var mı bilmiyorum ama Shinig setinde gibi hissediyorum kendimi, sonra farkediyorum ki bu labirent Shining dekinden fena, çünkü bu film değil...Çok korkuyorum Üsküdar'da mümkünse Marmaray bitene kadar uğramak istemiyorum bile...

tembih_iştah

İştah harika bişey, sağlık göstergesi bence, iştahlı insanlar bir de daha çok gülümsüyorlar bence...Bi de reklam yapıcam kadıköyde çiya diye bi yer var...hımmmmm.

tespit_istek...

çok hızlı ya herşey bu şehirde heralde ondan herşey hemen olsun istiyorum, ışıklar hemen yeşil olsun karşıya geçiim, dolmuş çabucak dolsun evime gidiyim, yemek hemen pişsin, herşeyi hemen herkese anlatiiim, hemen bi fotoğraf çekiyim çabucak facebooka koyuyimm:), şu elimdeki iş bitsin ama hemen yenisi gelsin, çabuk yasz olsun da tatile gidiim,ya da hemen aşık oluiiim, hemen hemen hemen..çabuk çabuk....Sonra hemen sıkılıyorum tabi..e herşey bu kadar hemen olunca...hız sanki uyuşturucu gibi...

7 Kasım 2007 Çarşamba

tespit_lüks

şu son günlerdeki kırmızı baloncuklu reklamda, müslüm gürses, homm tiyatırr sisteme "ihtiyacı" olduğunu belirtirken, lüks ve ihtiyaç kavramlarının nasıl da aynı şeyi anlatan farklı kelimelere dönüştürüldüğünü tespit ettim.

Fakat ihtiyaç kelimesi yalnızca o reklamda, lüks nesneleri tanımlamada kullanılmıyor. Tam tersi, bu reklam, aslında var olanı yansıtıyor.
Çünkü etrafımda, yeterince düşük gelirli çoğu insanın gerçekten normal boyutlu bi tv almak yerine, ayarlamayı bilemediği için herşeyi eni genişlemiş, renkleri kırmızılara çalmış bişekilde izlemek zorunda kalıp da gocunmadığı LCD ekran tvler, ya da ihtiyacın ötesinde bin tane işleve sahip garip gurup uzay telefonları satın aldıklarına ve, sonuç olarak da lüks ve ihtiyaç kavramlarının birbirlerinin içine ne kadar da vahim bi şekilde geçmiş olduklarına şahit oluyorum.

6 Kasım 2007 Salı

tembih_oh be!

arada sirada telefonunuzu evde unutun, arada sirada istediginiz herseyi aman kilo alir miyim demeden hupletin, arada sirada falciya gidin, ya da yoga ya, ya da terapiye olmadi zaraya:), arada sirada ozlediginiz birini arayin ve onu ozlediginizi soyleyin, arada sirada kendinizi eve kapatin butun gun tv izleyip cerez cikolota keyif yapin, arada sirada aglayin ortalikta hemde hickira hickira, arada sirada cok gerekliyse tokat atin O na, arada sirada kufredin, bi sigara yakin, vapura binin karsiya gecin, dans edin, hafta ici bi aksam da icmeye gidin, tek basiniza sinemaya gidin, siir yazin kimse gormeden yirtip atin, eski sevgilnizle bulusup sadece bi kahve icin, eve gelip taze fasulye pisirin, kirmizi sarap acin cam kenarina oturun arka fonda ince saz ya da olmadi yeni turku,,,'arada sirada facebooka msn e gtalka girmeyin, arada sirada inaniyorsaniz dua edin inanmiyorsaniz dilek tutun:), arada sirada ayni dili konusun, sakin olun bazen, gulumseyin akliniza gelirse, yatakan cikmayin yilda bi gunda olsa...Zor geliyosa eger tum bunlar, unutun BOL BOL...

2 Kasım 2007 Cuma

tespit_yeni insanların hayatları

bazen yeni tanıştığınız, hatta hayatınızda ilk kez konuştuğunuz bir kişinin hayatı hakkında ne kadar çok şey öğrenebildiğinizi bir kez daha tespit ettim. insanlar bazen yalnızca çok konuştuklarından değil de sanki, öylesine, başka insanlardan daha rahat olabildikleri için kendilerini öylece açıveriyorlar.
bazen ilginçmiş gibi yaptıkları sıkıcı hayatlarıyla ilgileniyormuş gibi görünmek çok yorucu olsa da, bazen öyle olmayabiliyor ve "ne kadar tanıdık" diye düşünebiliyorsunuz. en azından ben bu aralar bu durumla sıkça karşılaşıyorum.
hah bir de uyuz insanlara, en çok da kendime tembih, her yeni insana uyuz olmamak diye bir seçenek var:)

tespit_aile fertleri...

uzun süredir yalnız yaşıyorsanız, bi kaç günlüğüne gelen aile fertleri evi şenlendirir, ev güzel yemek kokularıyla dolar, yerler fabuloso ile silinir, eve alışverişler yapılır...bu bi kaç gün herşey güzeldir, ancak gelip gitmek bilmeyen aile fertleri ki kendileri amca, dayı ,hala gibi 2.level fertlerse o zaman, anneye babaya söylenmeleri de yapamazsınız saygıdan. Eve arkadaş getiremezsiniz ya da eve istediğiniz saatte gelmeler yalan olur, zorunlu akşam yemekleri başlar " ayşecim bu akşam sana bi süprizim var" içinizden aman ne güzel desenizde o daha bi kaç gün sizinledir, sonra hayatınızdan cnbc-e kalkar yerine "kavak yelleri" yahut "yaprak dökümü" girer... Sabah uyandığınızda sifonu çekersem uyanır mı gerginliği olur, hani ev arkadaşınız olsa ya da anne baba bi nebze...Hergün bir başka yemek sizi karşılar, börülceyi de seversiniz artık enginarıda..( ki ben severim:) Evin düzeni biraz değişir e olur o kadar ama mesela evde eksik görülen şeylerin yerleri doldurulur, siz hayalinizdeki sürahiyi almak için aylardır dandik hiçbir sürahiye yüz vermemişsinizdir( şımarıklık) oysa iyi niyetli misafirirniz yazık çocuğa der gider en pembesinden bi sürahi alıp gelir...Hatta bazen bu aile fertleri çocuklu ise eve girdiğinizde "üf de üfle yanıyorum" diye güzide tv kanalımız kral yüzünüze yüzünüze bağırır...ve yine hiç bişey diyemez...meraba nasıl geçti bugün? gezebildiniz mi İstanbul'u? Nerelere gittiniz, şu aşşağıda balık pazarı var gördünüz mü çok güzel dersiniz...çok güzel!...

31 Ekim 2007 Çarşamba

tespit_atasözleriyle büyüyüp yine de özgür kalabilmek...

atasözlerinin bilinçaltımızda bizi kısıtladıklarını farkettim...Ak akçe kara gün içindir, nazar etme ne olur çalış seninde olur, yaş ile kuru da yanar, bir müsibet bin nasihatten iyidir...İyi falan değildir.müsibet kötüdür.kötü. Bir de tüm bu atasözleri yılların tecrübesine dayanarak sonuca ulaştırılmış tespitlerdir. Bu durumda tespitler tembihlerde bizi kısıtlarlar, peki ya kısıtlanmak kötü bişey midir?(sabah saçmalığı, umarım otorite kızmaz)

29 Ekim 2007 Pazartesi

tespit_biz millet

çok yalancıyız, 3 gunluk gosteriş milletiyiz..
herkes kendi evinin önünü süpürse mantığıyla yaşıyoruz, şahsi mülkiyetimizin sınırını geçince plastik şişeleri atıveriyoruz. boynumuzu eğmiş önümüzü görüyoruz sadece. kendimizden başkasını düşünmüyoruz. millet olmanın ne olduğunu bilmioruz, bi de en büyük yaygarayı vatan bölünmesin diyen sözde milliyetçi ruhumuz yüzünden çıkarıyoruz.

29 ekim olmuş! kutlu olsun...

tespit_kırmızı

son zamanlardaki bu kıpkırmızı türkiye imajından neden rahatsız olduğumu sonunda tespit ettim. uzun zamandır, ben bu ülkenin vatandaşı değil miyim, neden üzülmüyorum, taş kalpli miyim? diyordum. nitekim, diğerlerinin üzülmelerinin sebebini buldum.

kişiselleştirilmesi tüm haberlerin, genelden özele indirgenmesi. o olayı yaratan tüm diğer etmenlerin bi anda göz ardı edilip hazin sona üzülünebilmesi. ve kişi ölçeğinden daha büyük bir ölçekte düşünmesi mümkün olamayan milletimin gaza getirilmesi, içinin havayla doldurulması. "bir süreliğine" dizlerin dövülmesi, haykırılması acıyla.. facebookta bir sürü kırmızı klikleme aktivitesi... yalancı bayraklar asılması..
sora, gece yatmadan önce devletten reçeteli "unutkanlık hapının" içilmesi, gündemin değişmesi, o geceki dizide ayşe'nin ali'ye ettiği lafın konuşulmaya başlanması

... vs vs

26 Ekim 2007 Cuma

tespit_wc

dün akşam arkadaşım emre o an yaşanan durum üzerine, şöyle bi tespitte bulundu;

"siz kızları anlamıyorum; şurda oturmuş güzel güzel kakara-kikiri yaparken, bazen bi tuvalete gidip geliosunuz surat beş karış! nooluyosa, ne geliosa aklınıza artık orda... muabbetin de a... s...sunuz..." dedi...

aynen aktardım...

25 Ekim 2007 Perşembe

tespit: ses

monitörüm bilgisayarımdan çok ses çıkarıyor. normalde fazla olmayan bu "ııızzzıızzııız" sesi şu sessizlik ortamında o kadar sinirimi bozuyor ki anlatamam.

of çok pis taktım kafama sesi, başka bir şey düşünemiyorum yemin ederim.

22 Ekim 2007 Pazartesi

tespit_yorgunluk

Bir gece dışarı çıksam ertesi gün üstümden kamyon geçmiş gibi oluyorum.Hafta içi çalışan insanların hafta sonu benden daha enerjik olduklarını görüyorum.Acaba staj insanı çalışmaktan daha çok mu yoruyor?Pisikolojik bişeysi mi var nedir.Ya da istemediğimiz bir işte çalışınca daha yorgun oluyor olabilir miyiz?

tespit_ülke

durum pek iyiye gitmiyor.

tembih_bırakmak

facebooku bırakmak sigarayı bırakmak gibiymiş...15 gün sonra yine döndüm...:(zayıf karakter)

21 Ekim 2007 Pazar

tespit_undo,ctrl+f,search..vb.

bazen farkında olmadan odamda aradığım bir kitabı veya bir dosyayı bulmak için oda drive'ımı search etmek istediğimi, bir makalede veya kitapta okuduğum fakat sonra yerini unuttuğum yazıları ctrl+f ile bulmak istediğimi, ctrl+z ile bazı yaptıklarımı, söylediklerimi geri almak istiyorum.. ama bir anda sanal değil gerçek dünyada olduğumu farkediyorum ve bu nedenle hata veren işletim sistemimi mac ile deiştirmek istiyorum..

tespit_ikilemler

hayatımdaki ikilemler çok yorucular, mesela arbys e bakıp kilo vermeliyim ama arbysssssssss deyip saldırmam sonrada yine üzülmem yedim diye, ya da starbucks ...lezzetli kapitalist sömürgeci karamelli sıcacık bir zincir...Sonra Zara-topshop ile doğalgaz faturası, axess ödemeleri arasında kalınan ikilem...Robinsondan gidip kitap almakla internetten indirilen kopyaları okumak arasında kalmaca,kopya dvdlere o kadar kötü bişey değilmiş gibi baksamda yinede hep orjinalini edinme hissi,diet kolaaaaaaa içmek ya da içmemek işte bütün mesele bu, ya da en son facebook ne iğrenç bişeymiş deyip çıkmakla o kadarda kötü değilmiş aslında düşünceleri arasında gidip gelip fevrice çıkıverdim.sigarayı bırakanlar gibiyim hakikaten sürekli bir organizasyon kaçırıp iletişim kuramayıp geri mi dönsem ya acaba hissi uyanmıyo değil.:)

tespit_pazar

pazar ofiste olsamda güzel bigün...bi gün önce cumartesi ya onun yorgunluğu bitkinlği oluyo insanların üstünde herkes daha az konuşuyo bi sakin böyle bi serin.iyi yani fena değil.

19 Ekim 2007 Cuma

tespit_film ekimiiii

Kış geliyo konserler azaldı tam rahatladık demiştik ki , hiç öyle bişey yok caz festivali bi taraftan phonem by miller başka taraftan üstüne de film ekimi tuz biber, ama şudur ki tespit film ekimine 11 seansı haricinde gitmek çok manasız hepsi daha sonra daha ucuza gösterime giriyo zaten...(siz de buradan ne kadar tüccar kafalı olduğumu tespit etmişsinizdir heralde):)

18 Ekim 2007 Perşembe

lens

tespit: lenslerle soğan kesmek şahane! gözlerim çok az yanıyor. fakat bir yandan da korkutucu çünkü gözlerimin havayla temas etmediğini ve oksijensiz kaldığını hatırlıyorum.

16 Ekim 2007 Salı

tespit_sessizlik

Bazen herkesin aynı anda susmasının çok sıkıcı birşey olduğunu ve son sözü söyleyen olmanın da kötü hissettirdiğini tespit ettim:)

12 Ekim 2007 Cuma

tespit_saldırı/savunma

Kırıldığım zaman insanları kırmak istiyorum. (E haliyle..)
Gelmiş geçmiş en bayat kadın klişelerinden biri olduğunu bilsem de, canım acıdığı zaman karşılığında böyle hissetmeme neden olan her kimse onun da canı yansın istiyorum. Hem de ilahi bir güçten ya da karma gibi bir tür yaşamsal dengeden ümit etmek suretiyle değil bizzat kendi ellerimle... Bu da oldukça alışılmış bir kadın tavrı, sanki siz bunu bilmiyordunuz.
Fakat tespit bu değil zaten. Tespit bunu yapmak için karşımdaki insanı bir miktar tanımamın gerekiyor olması. İnsanları tanıdıkça incitmek daha kolay oluyor ve ben insanlara sevgi ve anlayış göstermeyi başaramamış, sevildiklerini hissetmelerini sağlayamamışken, onları nasıl üzebileceğimi kolaylıkla öğreniyorum.
Ama hayatımın şu döneminde, birbirimize isteyerek ya da istemeyerek gösterdiklerimizi iyi şeyler için kullanamayacaksak, ne kimseyi tanımak, ne de kimsenin beni tanımasını istiyorum.

9 Ekim 2007 Salı

tespit_vapur

Yeni kadıköylünün kadıköy-beşiktaş hattı tespitleri de denebilir.
tespit 1.kaşarlı tost erken gelindiğinde sıcakken çayla güzel.
tespit 2.neredeyse tüm ürünler ülker.Su hamidiye
tespit 3. büfedeki amca eldiven takıyo ama aynı eldivenli eliyle para alıp veriyo tost yapıyo, anlaşılan elini korumak için o ameliyat eldiveni
tespit 4. bu aralar boğazda bi amerikan savaş gemisi var..anlam yüklemezsem güzel görünüyo...gri.
tespit5.tüm yakışıklı çocuklar ve güzel kızlar vapurun üçüncü katında oturuyorlar.
tespit 6.hiç sıkılmıyorum
tespit 7.pazar günleri kaykaycı çocuklar oluyo ordu halinde beşiktaşa geçip kayıyorlar.eğlenceli.
tespit 8.bazen keşke sigara içiyo olsam diyorum
tespit 9.sabahları gazetenin ilk 5 sayfasını okuyabiliyorum gerisi kalıyo...bi daha da okuyamıyorum. yani hayatımda spor ve neredeyse ekonomi yok.
tespit 10.daha bu tespitler bitmez.sonu gelmez.vapur süper.

8 Ekim 2007 Pazartesi

tespit_facebookun gittikçe iğrençleşmesi

Artık compare people applicationunda kimin kime ne oy verdiğini görebildiğimizi farkettim.Yani ok. to notify winner demesek bile facebokun yeni koyduğu bir başlığa tıklayarak kimin hangi konuda kimin birincisi olduğunu görebiliyoruz.Bence baya üzerinde kavga edilebilecek ara bozabilecek bir müessese haline gelmeye başladı.Mesela ben en nefret edilen kişi çıkıyorum ve bunu bilmesem de olurdu.

Facebok sayesinde hem artık insanları ağlak, korkak, nefesi kötü kokuyor, seksi vs. diye ayrıştırıyor hem de sürüyle ingilizce sıfat öğreniyoruz.İyi mi oluyor?Bence hiç hoş olmuyor.Baya bir gereksiz hatta.

7 Ekim 2007 Pazar

tespit_fotoselli aydınlatma sistemleri

muhtemelen terminoloji hatası yapacağım ama yazmazsam olmaz:
bu fotoselli aydınlatma sistemleri özellikle zamanlaması ve konumu hatalıysa (ki ben ideal olanına rastlamadım), ömür törpüsü oluyorlar. örneğin merdivendesiniz, iki katın arasındayken pat sönüverio alt kattaki lamba ama yeniden yanmasına yetemeyecek kadar uzaktasın ; daha kötüsü üst kata da uzaksın yeterince ve daha da kötüsü gün ışığı almıyor merdiven ya da olay gece vuku buluyor(e malum ışığa ihtiyacımız olduğuna göre). işin yoksa o karanlıkta cep tlf'ni ara ki bi ışık kaynağı bulasın. olmadı ayaklarınla sağa sola dokunarak merdiven basamağının nerde başlayıp nerde bittiğini anlamaya çalışıyorsun; özellikle önceden tanımadığın,aşina olmadığın bir binaysa, söz konusu zamanlamayı yapan kişiye iyi dileklerini sunuyorsun.

bir başka durum tuvalette bu sistemlerin bulunması. tamam giriosunuz, tak yanıyor lamba. ee sonra? tam iş başındayken sönüveriyor. haydiii kalksan kalkılmaz; otururken elini kolunu salla, çeşitli akrobatik hareketler yap, şansın varsa yansın. yeterince şanslı değilsen , aslinda böylesi daha romantik yaw deyip karanlikta devam ediyorsunuz mesaiye...

tespit_fotoselli aydınlatma sistemleri: yapamıyorsanız yapmayın mümkünse; biz lüzumsuzsa söndürürüz..

5 Ekim 2007 Cuma

tespit_blogger sayesinde editörden yırtmak...

bloggerda öyle önce biri okusun, ona göre yayınlansın gibi bişey yokmuş, hadi yine iyisiniz...ama lütfen biraz dikkat...

tespit_tespittembih editör!

Bu tespit fazla fazla yorumlara açık olup..amacı fikir beyan etmektir. tespit: tespittembihin editöre ihtiyacı vardır, herkes herşeyi yazarsa okunmaz olur...amaç kaliteyi yükseltmek.editörlerin görevi tespitlerin ve tembihlerin yayınlanmasına karar vermektir.2 adet editör yazılar yayınlanmadan önce görecekler...ama yorumların açık olarak devam etmesinden yanayım ben. Editör ben olmayacağım...ama iki kişi var şu anda eğer çok fazla itiraz olmaz ise bu haftasonundan itibaren bu sisteme geçilecek. sevgiler.

otorite.

tespit+tembih_düşünce

bazen kafamdan okkadar çok düşünce geçio ki, kafam daha da karışıo; daha da, daha da!.. hiç de bi sonuca varmıolar bu düşünceler.. çünkü hep bişeylerle ilintili, bişeylere bağlılar. bu durumu şu söz öbeği ile çok güzel açıklamışlar 'düşün düşün boktur işin', o yüzden uzuun uzuun açıklamaya gerek görmüor, bu söz öbeğine yürekten katıldığımı tespit etmekle yetiniorm. ha bir de bu düşünceleri eskaza karşı tarafa(özzellikle de bi karşı cinse) aktarma gafletinde bulunursaaam.. tembih (özellikle kendime), nöronlar bu kdr hızlı impulse iletirken birinden bir diğerine sakın ola ki düşünceleri düşünce olmaktan çıkarıp sözcüklere dökmeyiniz(dökme avs!).. çünkü lüzumsuz! ne sen bişey anlıosn ne karşındaki..

4 Ekim 2007 Perşembe

Tespit_Kahrolası Kurabiye

"Fortune Cookie" bağımlılığımın tehlikeli boyutlara ulaştığını tespit etim. Bir gün "You can not live with the brakes on" diyen sevgili facebook şeysi ertesi gün "Know when to stop" dediğinde bilgisayarı tartaklamak istiyorum:)

Tespit_Öğrencilik ve Maaşlı Çalışan Olma İkilemi

Yeniden okula dönmek, öğrenci olarak tam mesai yapmak ilginç birşeymiş. Bugün sabah sevgili yatağımdan zıplayarak çıkıp koşarak servise yetişmeye çalıştığım ve şu saatte hala okulda olduğum için olsa gerek, sonunda bu durumun ciddiyetini fark edebildim. Yeniden aileme bağımlıyım. Evet bir çok açıdan daha özgür olmakla birlikte, vicdani olarak yeniden bağımlı hale gelmiş bulunduğumu tespit ettim. Alışveriş yaparken daha fazla düşünmek ve konserler arasında seçim yapmak yeniden gündeme geldi. Üstüne bir de işten çıkıp tümüyle boş olmak yerine boş zamanlara talip raporlar, okumalar, projeler var.

Ama aynı zamanda sevdiğiniz insanlarla gündüz gözüyle orda burda sürtmenin, güneş batarken ve hava henüz tümüyle soğumamışken bahçede ya da terasta bira içmenin, sevgilinin iş yerine gidip “hadi öğle yemeğine çık” demenin keyfini hatırladım.

Benim için ikisi birden olamıyor ne yazık ki..

tespit_saç

saçlarınızı kestirince daha az döküldüklerini tespit ettim !

tespit_sus

kafamda bazen binlerce ses dolaşıyo, resmen bi an böyle maddeye dönüşüp karşımda bağırıp çağırıcaklar gibi geliyo. öyle olsa bi kısmını bi yumrukta yere yığıp beğendiklerimi de sevicem ama madden yoklar..

3 Ekim 2007 Çarşamba

tespit_mehmet günsur

bazen düşünmeden edemiyorum neden diye?? mesela ne zaman mehmet günsurun rol aldığı bir diziye rastlasam şöyle ya da böyle takip ediyorum(söz konusu dizi beyaz gelincik bile olsa). soraa bi keresinde hotiç'in reklam afişinde kendisini görüp anaaa demiş ve akabinde utanarak gözlerimi indirmiştim (olur ya hani ööle) sora da epey bi gülmüştüm kendime noluos diye. soru: ne tür bi salağım ben allahım??? tespit: mehmet günsur. tamam da, niye ki??

dip not: ha bak şu aptal şampuan reklamını hiç beğenmedim gerçi. hala umut vadediyor olsam gerek iyileşme yolunda..

tembih_bilgisayar kursları

ingilizce bilmemenin bilgisayar kullanımını ne kadar zora sokabileceği herkesçe malum. fakat ben bugün şunu öğrendim: herhangi bir bilgisayar programı eğitimi almak için gittiğiniz kursta ingilizce bilmeyen zat-ı muhteremlerin mevcudiyeti de bişeyleri zora sokmakta gayet başarılı. hele interaktif bir eğitim varsa.. tembih: mümkünse ingilizce bilmeyen kimselerle bilgisayar kursuna gitme.

2 Ekim 2007 Salı

tespit:sabır

allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin derler ya.genişletiyorum; allah kimseyi sabırla terbiye etmesin.hele sevdigin insana sabretmek zorunda olmakla hiç terbiye etmesin.birincisi sabretmek zorundasın, ikincisi sevdiğin insana karşı bir sabır göstermek zorundasın.insan ister istemez ikileme düşüyo.madem seviyorum niye sabrediyorum; madem sabretmek zorundayım neden seviyorum.neyse uzun lafın kısası şudur ki; tespit:sabır zor iş

tespit_kadın olmak

bazen kendimi dünyanın en çirkin kadını gibi hissediyorum, çok şişman buluyorum kendimi, sıkıcı başarısız, sonra bazen de benden iyisi yok(hiç olmadı bu, bi olsa)...bazen çok yemek istiyorum herşeyi yemek...en çok da nutella:) sonra bazen ağzımdan bi lokma geçmiyo midem bi garip...Ağlıyorum öyle saçma sapan bi filme, ya da hatta haberleri izlerken oluyo bu bazen...Ya da yerli yersiz gülüyorum ve o kıkırdama hiç bitmiyo...Çabuk sıkılıyorum çok çabuk(bunun kadınlıkla ilgisi yok).Bi de inatçıyım ki sormayın ama gereksiz şeylere.İçimde iki insan var sanıyodum biri anaç evine bağlı diğeri entellektüel dışa dönük bööle çılgın atan biri, oysa anladım ki içimde bi sürü bi sürü kadın var...kadın olmak da böyle yorucu bişey işte ne zaman hangi kadın beynime hakim oluyo bilemiyorum.çok yoruluyorum. çıkarıp dövesim geliyo her birini tek tek....işte bunların her biri tespit.gidiim de bi kahve yapiim yanına da bi magnum çikolata.

1 Ekim 2007 Pazartesi

tespit_evrim

maymun iştahlılığın beter bişey olduğunu yıllar önce tespit etmiştim, o nedenle bir iş yapıyorsam hep sonuna kadar motivasyonu kaybetmeden gitmekten yanayım...ama bazen hala evrimleşemediğimi görmek beni korkutuyo:(

30 Eylül 2007 Pazar

tembih_facebook compare people

kim compare ediyo bizleri hic bilmiyorum' mesela ben 'most punctual'cikmisim bi de 'can drink more' saka gibi...tembih'ciddiye almayin' tembih iki g is the most hottest bunu ciddiye alin:) tembih uc altta skip var bilmiyosaniz mesela benim icip icemedigimi skip diyebilirsiniz...

tespit-karsida oturma psikolojisi

daha cok yeni tasinsamda 'taaa karsiya kim gececek simdi' soylenmelerim basladi, ama tam olarak alisamadigimi da su sekilde anladim ki gecende bir arkadasim(feneryolunda oturuyor) karsiya gecerken solda dedi, ben avrupadan anadoluya gecerkenki solu dusunuyordum oysa o anadoludan avrupaya yonunu anlatiyormus...yani ozetle (bana gore)ben karsida oturuyorum, bu taraf karsi...tam da bu noktada simdi film ekiminin programina bakiyordum ki, hersey o tarafta canim bu ne boyle. bienal orda festival orda film ekimi orda babylon orda arena orda park orman orda...basta gaza geldim bu boyle olmaz ben bu tarafi degisitiricem burda da biseyler olucak tribine girmistim ki...Sonra bu yakada oturan herkesin bunu bilincli olarak tercih etmedigini, burdaki sukuneti bozmanin hic de geregi olmadigini farkettim...Ayrica bisey daha Okmeydani igdasta dogalgazimi actirmak icin yaklasik 6 saat bekledigimi hatirlarim oysa selimiye igdas 6 dakikami aldi...Yaslandikca bu tarafi daha cok sevicem ama itiraf etmeliyimki Tesvikiye seni seviyorum.;)

29 Eylül 2007 Cumartesi

tespit_gsm operatör servisleri

turkcell, avea gibi gsm operatörlerinin dakika başı attığı servis bilgilerini içeren mesajlardan hepimiz bıktık ama avea'dan telefonuma gelen son servis bilgisi bu işi nasıl abarttıklarını bir kere daha tespit etmeme neden oldu. 'acilçıkış' adı altında gelen mesaj şöyle: "Bulunduğunuz ortamdan kurtulmak istediğinizde 9898 acilççıkış servsini arayın, sizi geri arayıp kurtaralım. ustelik ekim sonuna kadar ücretsiz!" nası yani!?

tespit_ozgurlukler...

cok ama cok ozgur oldugumu tespit ettim, hemde kendi ozgurluklerimi kisitlayabilecek kadar ozgur...evet fuzzy...

27 Eylül 2007 Perşembe

cAps loCk

şu sıralarda capslock tuşu düzgün çalışmayan arkadaşımın halini düşünürken şunu tespit ettim: neden wicrosoft wordde herhangi birşeyi seçip büyük harf, küçük harf ayarı yapamıyoruz? başlığı yanlışlıkla küçük harfle yazdığımda neden silip baştan CAPSLOCKu açıp tekrar yazmak durumundayım. neden italic bold gibi seçenekler varken bu yok. eğer varsa bir yolu da ben bilmiyorsam söyleyin çünkü bunun olmaması için çok mantıklı bir neden olmalı.

26 Eylül 2007 Çarşamba

tespit_telefon

Artık sadece telefon özelliği olan bir telefon bulmanın zorlaştığını- hatta yer yer imkansız olduğunu, ve her 6 ayda bir herşeyimizi attırıp önümüze yenilerini dayayan teknolojik gelişmelere paralel olarak basit bir telefon almak için artık çok geç olduğunu tespit ettim.

tespit_seçme paradoksu: neden çok, azdır?

Benden önce kamuya açık ortamlarda ve internette barry schwartz sağolsun tespit etmişti zaten bunu ama çok yerinde bulduğum için buraya aktarmak istedim. süpermarkette seçilecek 100 çeşit reçel olması bizim bize en uygun reçeli almamızı ve de bu seçimimizden daha sonra mutlu olmamızı sağlamıyor. Eskiden ilişkilerle ilgili bile seçilebilecek tek bir yol varken (en kısa sürede iş sahibi ol, evlen, en kısa sürede çocuk sahibi ol) şimdi onda bile milyon tane seçenek var.. bu kadar çok seçenek varken es kaza birini seçtiysek aklımız hep öbüründe kalıyor. (domates reçeli yerine karpuz reçelini seçseydim daha mutlu bir insan olacak mıydım?) ben daha kısıtlı olanaklarla insanların daha mutlu olabileceğini tespit ettim...

tespit_sigara

bir de patti smith konseri ya da başka herhangi ilginç bir etkinliğe sırf ağır bir sigara dumanı bulutunun altında kalmamak için gitmekten vazgeçebileceğimi tespit ettim. yürüyen bir izmarit gibi kokmamak ve ertesi sabah üstümden kamyon geçmiş gibi uyanmamak için tercihlerimin -artık- değişebildiğini.

tespit-[a]politika

yıllardır politika üzerine düşünmeyen, güncel siyaset sanki bizi hiç ilgilendirmeyecekmiş gibi uzak duran bir kuşağı gördükten sonra akranlarımız ve daha gençlerin farklı bir şekilde kollarını sıvayıp birşeyler yapmaya başladıklarını tespit ettim. Baskın Oran'ın seçim ofisindeki genç kadro gibi birçokları ilk seçimlerinden sonra bizi ilgilendiren pek çok konu üzerine abesle iştigal'deki deyimiyle "daha çok ders çalışacaklar"... ve galiba bizim dönemimizin "politika, amanın bizden uzak dursun" tavrı nihayet değişecek, çok yavaş yavaş da olsa. mesela biraz daha fazla bilmek tartışmak ortak zemin ve dil geliştirmek üzerine yeni haberdar olduğum bir site.. ve gelişmelere bakılırsa bu konular üzerine daha çok kafa yormamız, okumamız, mesai ayırmamız gerekeceğini tespit ettim; anlamak ve çözüm üretebilmek için. (avs'in eski tespitinin geçerliğini yavaş yavaş da olsa yitireceğini umuyorum/düşünüyorum...)

25 Eylül 2007 Salı

tespit zamansız

hayatımdaki izleri hep sevdim, onlara hep çok şefkatli davrandım.

bir oda toplama esnasında karşılaşmayı hiç beklemediğim minnacık bir iki şey, başkalarının çizdikleri, ödevlerinin bulunduğu ve benim cd kutumda ne işini olduğunu bilmediğim bir iki cd, bi anda hiç beklemezken seni alıp pıt diye o güne, o eve, o sokağa, o saate, o kokuya götürebiliyo, sense dudakının ucundan pıt diye gülümseyiveriyosun, yılları algılamaksa güç gelio bi karış havalanıveriyosun.

24 Eylül 2007 Pazartesi

tespit_tramvatik çocuk şarkıları...

High Fidelity nin başında john Cusack ( Rob Gordon)hemen hemen şuna benzer bişey söyler, aileler çocuklarına bazı filmleri izletmezler peki ya şarkılar? der evet çok haklı, bu yaşımda hala beni depresyondan depresyona sürükleyen birçok şarkı varken birde çocukken yanlışlıkla dinlenmiş şarkıların insan psikolojisine verdiği hasarları hüzünleri ya da mutlulukları tahmin bile edemiyorum.Mesela benim için şu şarkı önemli,"telli telli telli ,şu telli turna" biz büyüdük ve kirlendi dünya diyodu şarkının bi yerinde büyümekten korkar olmuştum şarkı üstüme bi sorumluluk yükledi bi anda, sonra
şey vardı küçükken susam sokağı "sev dünyayı açılır her kapı işte susam sokağı" yalanmış..aptal gibi büyüdüm, birde sezen aksu o yaşta dinlenecek şey mi..."giiiit giiit giittt gitme kal ne olursun gitme kal yalan söyledim" çok kafam karışırdı çok...gitsinmiydi kalsınmıydı...
Biraz daha büyükkendi sanki "ortada kuyu var yandan geç" çok severdim bunu böyle bi oyun da vardı hatta...Bi de kabusum "bir arslan miyav dedi minik fare kükredi, fareden korktu kedi kedi pır uçuverdi" bunun benim için yeri ayrı.
Sonra birde yakın bir arkdaşım var ,bu ilkokulda öğretilen şarkılar yüzünden çok gözyaşı dökmüş bir kişi, ağladığı şarkılardan bir şu; "benim annem canim annem" ki haklı ne alaka o yaşta çocuğa böyle ciğer parçalayan şarkı öğretmek kimin aklına geldiyse diğeride "bir küçücük aslancık varmış kırlarda ko ko koşar oynarmış
" adlı şarkı ki bu şarkının içeriğini hatırlar mısınız bilmem aslanın babası askere gidip ölüyo falan.yuh yani ilkokul çocuğuna ezberletilen şarkıya bakar mısınız?

tembih_siz siz olun çocuğunuzun ne dinlediğine biraz olsun dikkat edin ya da özgürlükçü davranın olan olsun:)

tespit_yağmur

özlemişim..
pencereden seyretmeyi, şeffaf şemsiye altında yürümeyi, kaldırımda yürürken parke taşı mayınına basmamak için her adım atılan yere ayrı bi dikkat etmeyi, yoldan geçen arabanın su sıçratmasından korunmak için şemsiyeyi siper etmeyi..

tespit_comment kişileri

comment yazılırken blogger isimleri yerine kimi zaman komik, kimi zaman da manidar isimlerin kullanılmasını eğlenceli bulduğumu tespit ettim... şirin bi saklılık gibi geliyor.
ama şu isimsizler...
onlar beni çıldırtıyooooor...

22 Eylül 2007 Cumartesi

tespit: türkçe karakter

Az önceki tespitime göre bilgisayarda yazı yazarken Türkçe karakter kullanmaya çok özen gösteriyorum.Yakında dilbilgisinede giricem.Seviyorum ben dilimi yahu.

tespit:sinirleri aldırmak

Çok uzun zamandır hiçbir seye kızıp sinirlenmedigimi tespit ettim.İstanbula adaptasyonun bi parçasımıdır bu bilemiyorum ama bünyeyi hiç değilse günlük yaşamda koruduğu kesin.tabi bir de bunun yan etkisi var.O da hiç bir şeye kızıp sinirlenmemenin yanında mutlu olamamak ve sevinememek.sanırım hislerimi yavaş yavaş unutuyorum.yada unutmayı tercih ediyorum.Ama bundan sonraki sloganım belli; tembih; "Savaşma Seviş". Yahu üç günlük dünya...

21 Eylül 2007 Cuma

tespit_icm&mim

mimarlığa iç mimarlıktan daha yakın olduğumu keşfettim. ya da bize öğretilen iç mimarlık uygulamacılıktan ibaret sadece. o da lazim ama?
işte, düz saçı olan hep kıvırcık olsun ister, kıvırcık olan da hep fön çektirir.. öle bişey bu da belki ne bilyim...

tespit_amerikanca

bu ortacag dizileri var ya şimdi çok moda. şimdi dizileri amerikalılar yapıyo diye, olay fransa'da gecse de ingilizce konusuluyo tamam, mantıklı. fakat komik bir eskitme metodu uygulanıyor. amerikanca yerine ingiliz ingilizcesi kullanıyorlar. biz, amerikan ingilizcesiyle yetişmiş ve yaşamakta olan toplum da hakkaten ole bi havaya giriyoruz ki sanki hakkaten 13.yy'dan fırlama bi dil konusuluyo zannediyoruz (yani sadece sorgulamıyoruz)..
fakat aksini dusununce de: ortacagda kalede masif ahşap koccaman masanın başında toplanmış 41 tane adam, gümüş kadehlerden şarap içerken bir tanesi çıkıp "hey man! u gotta be kiddin' me!" diyiverse komik olmaz mı hakkaten_

tespit_iş hayatı egoları / tembih_sinsiler

hala iş hayatındaki ego savaşlarına alışamadığımı, çocukça zevkleri şaşkınlıkla karşıladığımı farkettim... daha doğru bi deyişle, alışmayı reddediyorum ısrarla... insan kendine ait olmayan bi övgüyü nasıl kabul eder, hazmeder anlamıyorum, "ben yaptım!" demek bu kadar mı kolay?! bi de bişey tespit ettim, iki tür insan var; ilki hırslı olduğunu ve baş koyduğu yol uğrunda herşeyi yapabilceğini açıkça belli eden insan. bunlar, "ben gardımı aldım, haberiniz olsun, bence siz de kuşanın" modundadırlar ki bu iyi bişey, hep dediğim gibi en büyük erdem kişinin kendini bilmesidir... bi de ikincisi var ki, bu tür sinsidir, hatta böyle paylaşımcı, verici ve yardımcıdır, ama bi muvaffakiyet anında gözü kamaşır, satıverir...
tembih; ikinci türe dikkat edin...

20 Eylül 2007 Perşembe

tespit-saç dökülmesi

Duştan çıktım..O kadar çok saçım dökülüyo ki,böyle topak topak..Bi süredir hep böyle..Çok mutsuzum:(..Acaba bu dökülenler kadar çıkıyo mu geriye?..Çıkmıyosa çok fenalardayım..Tembihi olan?

tespit_gıdıklanmak + bonus tembih

yıllar önce cumhuriyet gazetesinin bilim teknik ekinde okumuştum 'gülmek insan ömrünü uzatıyor' diye, akabinde akciğerlere daha sık ve daha çok temiz hava gitmesi, kalp atışları vb. bir dizi bilimsel açıklama.. bu gülme meselesini gündelik hayat içinde irdelediğimizde, öyle pek de gülmediğimizi, genelde bir somurtma modunda olduğumuzu düşünmekteyim. bununla beraber biri bizi gıdıkladığında, ya gıdıklanmamaya çalıştığımızı, ya da gıdıklama beni , yapma etme tepkileri verdiğimizi üzülerek tespit ettim. madem gülünce insan ömrü uzuyor, o zmn birbirimizi biraz gıdıklamamızı tembihliyorum. 'peki gıdıklamak, gülme aktivitesini sunileştirmiyor mu? herşeyimiz suni zaten, bi de gülmemiz suni olsun da tam olsun', veyahut da 'haa bolcana gıdıklanıp gülelim de bu ..ktan hayat daha çok uzasın' diye düşünmeyelim, söylemeyelim, susalım, polayana olalım..

19 Eylül 2007 Çarşamba

tespit_Sansür II

Aldığımdan değil ama farkettinizmi bilmem artık gazetecilerde penthouse ve playboy gibi dergilerin satılmadığını tespit ettim. Bu tür yayın, etkinliklerin "toplumumuzun" sağlıklaşması açısından çok önemli olduğunu düşündüğümden bu tür yardımcı toolkitlerin yeniden gündelik hayatımıza kazandırılmasını ivedilikle diliyorum.

tespit_Sansür I

Artık televizyon kanallarında film ve dizilerdeki mozaikli çıplak bedenler yetmedi bizimkilere. Absürd olacak ama dün dijitürk'te beauty and the geek programını izliyordum. Oğlanlara görev olarak çıplak canlı kadın mankeni karakalem çizmeleri istendi. Ağızları açık, meme ve boş kağıt arasında gidip gelen oğlanlar en sonunda resimleri bitirdi. Ve sonuçlara bakmak için cinali formatındaki çizimler kameraya döndürüldü. O da ne? Çıplak cinali'lerinin memelerinde mozaik var.. HASUPANALLAH!! diyorum başka da tespit yapmıyorum..

18 Eylül 2007 Salı

tespit_istanbulizasyonifikatus

yıllardır bünyemi ele geçiren, fakat ancak bana bunu yapan bu şehirden uzaklaştığım anda, sebebinin yalnızca ve yalnızca istanbul olduğunu anladığım bir hastalık keşfettim.
bu hastalığın semptomları: kafanın içinin yanması durumu, hiçbir şeye konsantre olamama, etraftaki tüm gürültülerin günboyunca kafada yankılanması ve şehirdeki tüm hareketin gözlerde tekrarlanması durumu... bu derdin devası ise sanırım B vitamini, aspirin C gibi geçici çözümler ya da bir sürelik şehirden uzaklaşma olabilir ama hala tedavisi aranma sürecinde...

17 Eylül 2007 Pazartesi

tespit_tespit-tembih

bu blogu tespit ettim evet.çok yararlı olduğunu düşünüyorum ayrıca da.ve başarılı.tebrikler!çok bitik bir tespit gibi görünse de bu aslında öyle göründüğü kadar basit değil.basit olmadığını ileride yazıcağım tespitlerde görüceksiniz:)bu da size bir tembih olsun!

16 Eylül 2007 Pazar

tespit_kazık,Tembih_eşek

Aynı kazığı tadına doyamayıp bazen defalarca yediğimi farkettim, oysa eşek bile aynı kuyuya iki kez düşmez derler...kıssadan hisse oldu ama:)

15 Eylül 2007 Cumartesi

tespit_tasinma ve ulkemizdeki is imkanlari...

bu konuda en cok tespit yapma hakkina sahip insanlardan biriyim, cunku istanbuldaki 6.evime yarin tasinmak uzereyim ve ev tasimanin en sinir bozucu yanlarini tespit ettim birincisi ev aramak hadi o okadar sorun degil bi miktar paran varsa ama ikincisi sana 10 dk sini ayirip zahmet edip ev gosteren adama senin 4 yil universite bitirip ustune ayda bi kac gun sabahlayarak kazandigin parayi cuk diye ve de sirf adi emlakci(aylakci) diye vermek...3.sune gelirsek 'faturalar' actir kapattir!...en uyuzu bu galiba; once igdas! evet igdas denen okmeydaninin guzide bir kosesinde yeralan papatyali camlariyla sizi karsilayan yere gidip numaratore bastiginizda sizi bekleyen rakam 254 ise bilinki siradaki kisinin numarasi 120 de falandir, cinnet soluklariyla mp3 playeriniza siginabilir veya cantanizda bulunan kitabi cikarip oracikta kendisi harry potter agirliginda bile olsa bitirebilirsiniz, her ikiside yaninizda bulunmuyorsa ve oturacak yer yoksa icerisi de ter kokuyorsa ve cok sicaksa benim yaptigim gibi cildirarak asagi inip 'of hergun boylemi' soylenisiyle lafa girip guvenlik gorevlisinden 190li rakamlara sira numarasi bir ihtimal koparabilirsiniz.(cici kiz olmak on sart) sonr sira size gelir ve gunahlarini almamak lazim igdasta sira size geldikten sonra eksik belgeniz yoksa isiniz 10 dk da biter...Gelelim 'Bogazici elektrik'...Evet AZ GELISMIS GENC NUFUSU FAZLA OLAN ULKELERDE HERKESE IS IMKANI! sloganlari bu olmali.cunku bir sayfa kagidi 7 kisiye imzalatmadan bi mok yapamadiginiz bi yer burasi. Isi bilen biri olarak ben once vezneye gidip borcumu kapattim sonra bununla ust kata 'abonman sefligine' gidip sira numarasi aldim ve yine tecrubeme dayanarak orada issiz gucsuz sisman cirkin bi amca vardi meger kendisi danismaymis(vezneden sonra 2. is gucu) ona sordum bi belge gerekiyo mu kapattirmak icin diye 'ust kata cikip dilekce yazacaksin' dedi( adamin isi bu inanilmaz) ciktim ust kata bir dilekce odasi var ve icerde 3 kadin( 3.is imkani) dilekce odasindaki kadin dilekcey bana verip dilekce odasina yonlendirdi ...cool...2 kalem ve bir oda:) neyse yazdim dilekcemi geri geldim sisteme giris yapti sistem beni kabule etmedi ve beni 'kacak odasina' yonlendirdiler...(10 kisi falan vardi icerde 4. is imkani) ben tiris tiris gittim ulan acaba kacak mi kullandik nedir diye; bi adam bakti ve kusura bakmayin sistemde sorun varmis siz geri dilekce odasina gidin dedi, geri gittim kadin benim dilekceyi bi dosyaya kaydetti bana bi kucuk kagida (musvette gibi bisey) bi numara yazip'abonman sefligine dedi(5.is imkani)' o kadin dilekceye bakip sonrada 'bodruma fen islerine gideceksiniz dedi.Fen islerine gittim ,kapisinda da fen isleri yazmadigi icin sinirlendim ve becerebildigim duzeyde firca attim'fen islerinde beni 6.isgucu yeni mezun elektrik idaresi icin fazla yakisikli genc bir bey karsiladi, eee turk filmleri mutlu sonla biter, cocugu begendim butun sinirim gecti:) sonra kendisi beni 7. is gucune yonlendirdi bi numara yazdi bana bunu arayin 10 gun sonra kapanmismi ogrenin dedi.( ve isim bitti...iste bu yuzden tembih akliniz basiniza devsirin zirt birt tasinmayin, oturun oturdugunuz yerde.

14 Eylül 2007 Cuma

Tespit_Grup isimleri

Sanıyorum ki günümüzde artık grup kurmak, şarkı yapmak, plak şirketiyle anlaşmak..vs. değil gruba bir isim koymak starlığa giden yoldaki en zorlu adım haline geldi. Grup isimlerine baktıkça, özellikle artık birbirinden ayırt etmekte çok fena zorlandığım pek şirin indie atılımcıları kendilerini (bizi de beraberlerinde) zorluyor gibi hissediyorum.

Bu his geçtiğimiz senelerde, I Love You But I've Chosen Darkness, Clap Your Hands Say Yeah, Death Cab for Cutie, Shout Out Louds gibi "daha uzun isim bulamadınız mı?" sorusu sorduran gruplarla başlamıştı ki, şu günlerde Suburban Kids with Biblical Names, Margot and the Nuclear So and So's, Flowers From The Man Who Shot Your Cousin, Low Low Low La La La Love Love Love gibi telaffuzu dahi zor, hafızamı zorlayıcı, aynı zamanda beni fan club'lara üye olup hayret ve tebrik içerikli mesajlar yazmaya kışkırtan gruplarla karşılaşıyorum.

Sanıyorum ki artık gençler http://www.bandnamemaker.com/ kullanıyor.
Örneğin ben kullandım. Grup kurarsam adını "Unrest Criminal And The Disgusting Chance" ya da "Burnt Bunnies Of The Extreme Palace" koyabilirim. Daha neler göreceğiz.

13 Eylül 2007 Perşembe

tespit_autocad

çizim yaparken bazen artık bu kdr çok haşır neşir olduğum autocad'in beni anlamasını, ben leb komutunu girmeden leblebi çizmesini, bazı komutları kullanırken bana sadece o anki durum için istisnalar yapmasını istediğimi tespit ettim. kendisi ile çizim yapmanın sonucunda kafamı çizmekten korkuyorum, o da ayrı..

tespit_12eylül

tembih şöyle dursun, tespit bile yapmamışız. çok anlamlı olmuş..

Tespit_Kim bu listedeki insanlar?

Aslında son derece kapalı devre çalışan bir blog olmasına rağmen şu sağ altta listelenmiş olan 21 isimden bir kısmının kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim olmadığını tespit ettim. Elbette hemen ardından otoriteye bu konuda danıştım ve de aydınlanmış oldum.
Hepinizi gerçek hayattan tanıyormuşum elbette.
Diyorum ki, acaba yeni gelenlere şöyle bir hoşgeldin desek ve kendilerini yazmaya zorlasak:) Bir de kim olduklarını mı söylesek otorite? O kadar facebook grubumuz, e-maillerimiz falan var...

11 Eylül 2007 Salı

tespit+tembih_Akademik Masturbasyon

"Cemiyet" hayatımız içinde büyüklerimizin bizim üzerimizden akademik masturbasyon yaptığını tespit ettim. Fazla lafa gerek yok hepimize ne olur ne olmaz bir "tavşan" edinmeyi tembihliyorum. Olay yeri kızıştığında çantadan ace misali çıkarıp versek de dertlerine deva olsak..

tembih_Web'de dağılma

Feysbuk ve blogger arasında gidip gelirken farkettim ki web'de dağılmamak lazım. Fazla web göz çıkarır.. Dağıldım, dağıldın, dağıldılar, dağıldık, dağıldınız, dağıldılar.. Şimdi bir tespit bekliyorum.. Ne yapmalı ne etmeli?

tespit_sevgi...

En yakın erkek arkadaşlarımdan ikisi ülkeyi terk etti, onları neden bu kadar çok sevdiğimi dün yin etespit ettim, gtalktan bi tanesine şu şekilde dert yandım "of ikinizde gittiniz napıcam ben şimdi" cevap; "yeni arkadaşlar edin:)) diğerine de of çok kilo aldım napıcam ben şimdi cevap; rejim yap...evet çok rasyoneller, ilk akla gelen bu cevaplar benim nedense hiç aklıma gelmiyor, kız arkadaşlarımla bunu paylaştığımda saçmalama bilge kilo falan almadın ya da evet gittiler am abak ocakta noel tatili o zaman gelicekler gibi teselli armağını tadındaki cevaplardansa çat diye yüzüme hiç de art niyet olmadan vurubilişlerini seviyorum...ama kız arkadaşlarında bu dolambaçlı cevapları çoğu zaman ihtiyaç kabul etmek zorundayım...

tembih!

bugün 11 eylül, yarın da 12 eylül...

10 Eylül 2007 Pazartesi

tespit_stres yönetimi

stres yönetimi bizim gibi duygu yoğunluğu tavanda olan 20-35 yaş aralığındaki kadınlarda çok ama çok mühimmatlı bişey, aksi taktirde yönetemediğimiz stres hem bedenimize hem bütçemize geri dönülmez zararlar verebilir. Peki ya bu stres nasıl ortaya çıkar ve nasıl yönetilir, bu konuda bilimsel açıklamalar için bkz.stres...ancak benim tespitlerim ise şöyle stres hız çağında kendini yavaş hissetmekten, postmodern çağda doğmaktan, bir dönem leblebi tozunun tadına bakmış, her cumartesi çizgifilmler için erkenden uyanmış kişilerken bir anda cumartesileri işe gitmek için erken uyanamamaktan ve hep geç kalmaktan,ofisteyken saat altı sularında ekranla vedalaşıp yapış yapış otobüsü düşünmeye başlamaktan, kira kontratı bitmeye yaklaştığında yeni ev arama ya da yeni iş bulamama telaşından, tez danışmanıyla her buluşmanın ertelenmesinin sonucunun getirdiği ağır yükten, pazar kahvaltılarını uzuuun uzuuun yapıp pazartesi kahvaltılarını unutmaktan, iş okul ev üçgeninin dışına çıktığında da ganimetinin dörtte üçünü alışverişe,kalan dörtte birinin dörtte birini konsere, ondan kalan paranın bir miktarını sinemaya vb. havuz problemleri durumundan....,çevrendeki insanların yavaş yavaş evleniyor olmasından (ve kendinin başına böyle birşeyin asla gelemeyecğini düşünmekten, bu düşüncenin aile baskısına dönüşmesinden), ailenin yaşlandığını dönem dönem hastalanarak ve artık ciddiye alınır hastalıklarla karşına çıkarak sana bunu hatırlatmasından, entellektüel olmak adına aldığın kitaplarının yarım bırakılmış bir halde raftan seni süzüyor olmasından, hatta bir kaç dvd nin de aynı şekilde ikinci bölümümü niye izlemedin serzenişinden, en sevdiğin şarkının artık üstüne üstüne geliyor olmasından...STRES OLUŞUR...ve daha yüzlerce nedeni olabilir...gelelim bunu yönetme kısmına Abdullah Gül olsanız zor bunca stresi yönetmek:) ancak düzenli sporun işe yaradığını söylüyorlar, ya da düzenli cinsel hayat falanda diyen var, bence önemli olan kendine ait düzenli bişeylerin olması tüm bunların dışında mesela şunu yapabilsem diyorum kendime düzenli olarak günde 24 saat uyusam...şaka bi yana ben yönetemiyorum kendisini bu aralar bu nedenle başta da sözünü ettiğim gibi hem bedenime hem bütçeme yansımaya başladı, tavsiyelerinize açığım.çok merci:)

Tespit_Bitmeyen Pil İstiyorum

Geçen hafta kendi şapşallığım yüzünden telefonumu şarj edemediğim için, 4 gün telefonsuz gezdim. İnsanlarla tesadüfen buluştum, sabahları alarm çalmazsa paranoyasıyla uykuya yattım. 4. günün sonunda şarj aleti denen nesneye ulaşmaya çalışmayı bıraktım ve gidip bir yenisini aldım.
Peki bundan ne ders aldım? Hiç!
Bakınız, düzenli olarak ikamet ettiğim iki hanede birer kablolu, siyah pil doldurucu olduğu halde yine şarjım yok..

insan hiç mi akıllanmaz?
ayrıca neden kimse siemens kullanmıyor?

7 Eylül 2007 Cuma

Tespit_Genellemeler

Sürekli gülen bir insan değilim. Sürekli konuşan bir insan da değilim. Sürekli eğlenen, hiç değilim.
Sürekli diken üstünde hissetmeyi sevmiyorum. İnsanlara karşı açık olmaya çalışıyorum ki, beni olduğum gibi kabul etsinler ve rahat davranabilmem için gerekli o kasınç süreç bir an önce geçip gitsin. Ama nedense asla geçmiyor. Bazen yaptığım tüm konuşmalar manasızca abartılı bir gösteriden bölümlermiş gibi geliyor. Kimse yorulmuyor.

İnsanlarla ilgili peşin hükümler vermiyorum genelde ama kendimle ilgili genelleme yapmayı çok sevdiğimi biliyorum. Ama tespit ettim ki, şu aralar o kadar kolay yapamıyorum. Kim olduğumdan emin olamamaktan nefret ediyorum.

6 Eylül 2007 Perşembe

tespit_erkek kokuları

zaten bunu benim tespit etmem gibi bir şey yok aslında. erkekler bir araya geldiklerinde berbat kokuyorlar. bu hayatın bir gerçeği ve ben 20 dakika sonra evime giden otobüste onlarla birlikte olacağım.
biraz kıpırdandıklarında, mesela el kol salladıklarında, bi üff dediklerinde ve ya hafifçe bedenlerini hareket ettirdiklerinde asıl koku patlaması gerçekleşiyor. otobüslerde hareketsizlik kuralını getirmek imkansız. siz bu duruma düşerseniz koltuk altı seviyesinden olabildiğince yüksek bir yerde ayakta durmaya çalışın derim. oturarak gitmektense pencere kenarlarında seyahat midenin refahı için de çok önemli!

tembih_temenni

Sürekli iyi niyetli temennilerde bulunmak üzere ses tonunda ve yavaş yavaş konuşan kadınlardan olmayın...çok sıkıcılar...hatta her biri birer iclal...

tespit_heykel ve kadınlara hakaret

Kemer'de Zafer Sarı tarafından yapılan heykel yüzünden ortalık karışmış, gençlerimizin özellikle de 'bacılarımızın' ahlakını ve ailelerimiz huzurunu bozacağı iddia edilen heykel birbirini kucaklayan kadın ve erkek figüründen oluşmakta, bgn gazete de okuduğum bu haberin en çok canımı sıkan bölümü ise Kemer İlçe Başkanı'nın heykel ve kadın hakları üstüne yorumları oldu. diyordu ki Sayın(!!) Yaman "bu heykel kadın haklarına saldırıdır. öncelikle Türkiye'deki ve dünyadaki kadınlar böyle bir heykeli hak etmiyor." görüldüğü gibi yine herşey kadına patlıyor. bir erkek ve kadın birbirine sarılınca öpüşünce sevişince, namuzsuz olan kadın oluyor. kadınlardan destek görmek adına kadınları aşağılayan Yaman'a bakalım kadın hakları derneklerinden destek gelecek mi?!

5 Eylül 2007 Çarşamba

tespit_ugrasi

bazen ugrasilmasi gereken bir konuya belkide hic ama hic zaman ayirmadan bi anda olmasi gerektigi gibi oluveriyorken bazende birseyler icin delicesine zaman ayirsanizda afedersiniz bi tarafiniz yirtsanizda olmayacaksa olmuyo...yani bu ne demek yirtmayin mi demek...degil ama ne demek bilmiyorum, tembih: siz siz olun ben gibi olmayin...

4 Eylül 2007 Salı

tespit_olmasa napardiklar....

mesela cep telefonu hatta telefon yokmus bi aralar, simdi bi anda yine olmasalar cogunuzu aylarca goremezdim heralde, sonraaaaa bilgisayar, kesin mimarligi secmezdim (simdi dusundumde neyi secerdim diye, bulamadim...:), sonra olmasa napardik geyigi hep yapilir ama ben mesela youtube bu saaten sonra olmasa cok uzulurum ki bi gun kapattilar cildirdim. Google olmasa mesela iste o zaman internet olmasin daha iyi diyesim geliyo abartip, sonra mp3 playerlar olmasa evet daha az ve oz seyler dinlerdik muhtemelen, blogger olmasa bu saatte bu kadar sacmalamaz daha luzumlu bi isle ugrasiyo olurdum, mesela ps2 de oyun oynamak ya da dizi izlemek gibi...Peki ya diziler olmasa benim pek umrum degil ama 22 dakika ekibi cok uzulurdu bu duruma...sonra emule,torrent, soulseek, limewire, last fm,pandora, allmusic olmasa bu kadar cok muzikten anladigini iddia eden insan turer miydi? (iyki turedilerde) diet kola olmasa da demek istiyorum ama o kadar yasli degilim o sanki atesle ayni anda bulunmuscasina eski benim icin...bu olmasa napardiklar o kadr o kadar cok ki iste o yuzden onlar yoksa bende yokum demek istiyorum.

tespit_kızerkek arkadaş

çocukluğumdan beri az sayıda erkekle arkadaşlık yapmayı çok sayıda kızla arkadaşlık yapmaya her zaman tercih ettim ve 23 yaşımda geriye dönüp baktığımda erkek arkadaş sayım kız arkadaşlarımdan her zaman fazla oldu.(ki hiç kız arkadaşımın olmadığı dönemleri de hatırlıyorum ki uzun süreden sonra o kadar da iyi olmuyor.) şu günlerde bakıyorum da, yukarda bahsettiğim durumdan dolayı,kız arkadaşlarla 'bi süre' sora çok zorlandığımı tespit ettim, ve bu gibi bi durumlarda, durumu dengelemek adınahemen erkek arkadaşlarla görüşmek gerektiğini de. tıpki tatlının üstüne tuzlu yeme ihtiyacı gibi. ama tuzlunun üstüne de tatlı tabi ki:)

Tespit_İnternetten Fal Bakmak

Fal denen şeye sürekli ihtiyaç duyuyorum. Kahveymiş, online tarotmuş, gazetelerin günlük astroloji köşeleriymiş. Benim dışımda bir yerlerden benimle ilgili haber almak, özellikle de iyi bir şeyler duymak bana iyi hissettiriyor. İnanıyorum ya da inanmıyorum. Galiba inanıyorum da...

Örneğin, aynı gün içinde ofiste işler kötü gider. Evde canınızı sıkacak birşey olmuştur. Bulunduğunuz yerden ayrılamıyor, olmak istediğiniz yerlerde olamıyor, gün boyunca yapmacık kahkahalar ve oda spreyine benzeyen tuhaf parfümler gibi istemediğiniz şeylere katlanıyorsunuzdur. Akşam ne zamandır görmediğiniz arkadaşlarınızla buluşacaksınızdır ve üstünüze çay dökülmüştür. Birine patlamanız gerekmektedir, fakat asıl patlanması gereken kişi kapsama alanı dışındadır ya da ne dediğinizi anlamayacak kadar manyakça düşüncesiz ya da aptaldır. Yakınınızdaki insanları sıkmaktasınızdır.
Tam o anda Facebook Fortune Cookie'si imdada yetişir ve ilk tıklamanızda "it's not you" diyiverir.
Yaşasın kıytırık internet falları diyerek sinir harbini erteleyebilirsiniz.

A bir de unutmadan, iyi ki varsın tespit tembih.

tespit _türk kahvesi

doğru düzgün yapıldığında muhteşem bişey...MUHTEŞEM! (özellikle fal bakan biri varsa etrafta)

tespit_çay

üniversiteye başlamadan önce hiç çay içmezdim, daha başka bi sürü şeyi de:)...Velhasıl kelam bu aralar inanılmaz çay içtiğimi görüyorum ve de şöyle bişey var evde nasıl yaparsam yapiim, bu çaycıların çayı gibi olmuyo içine karbonat koyuyolarmış dediler onu bile denedim, bi kere bardakları küçücük soğumadan çay bitiyo bu da güzel bişey, bi de muhtemelen su şehir suyu falan ama süper oluyo...yanında simitle bi de sevilen bir insanla oh...:)bi de türk kahvesi var o konuya sonra giricem...

3 Eylül 2007 Pazartesi

tespit_Seçim Mürekkebi

Seçim mürekkebi oy verenleri damgalamanın ötesinde bir görev üstlendi bu sene - en azından benim için. Tam bir ayı aşkın süredir parlaklığından hiçbirşey kaybeymeyen bu mürekkep başımıza gelen belayı unutturmamak üzere cildimize tırnağımıza beynimize kazınmış yahudi soykırımı sırasında bileklere mühürlenen kafasayısı niteliğini aldı.. Onlar unutturmaya dursunlar biz zaten unutmayacağız ki!

2 Eylül 2007 Pazar

tembih_üüçyüüüzyiirmi

bugün tam üçççyüzzzyirrmi gblık bellek aldım. okkadar büyükki, koccaman, bitmiycek, tükenmiycek, sonsuza kadar benimle olucak gibi.....
sanmamamak lazim! bundan daha 2 senecik önce 80gblık bilgisayarıma sahip olduğumda onun da beyni bitmez sanıyodum. mantığım teknolojideki akselerasyon katsayısının arttığını kabul etmeye uğraşsa da hep bikaç zaman geriden gelen bilinçaltım (kalbim değil heralde?) buna alışamıyor bir türlü.
nitekim, zamanın izmir belediye başkanı behçet uz, (baya başarılı bi adammış..) izmir'de foseptik devrini kapatmış ve kanalizasyonun izmir körfezine akıtıldığı ilk an adamlar tören yapmışlar bütün halkla beraber.. o zaman da o adam körfezi büyük zannetmiş, içinde boklar hiiç yüzmez sanmış. amma velakin, şimdi arıtıyoruz. sonra da ege denizine akıtıyoruz. canim, ege denizi büyük, hiç kirlenir mi?
320'de dolmaz işte..
herkesin tembihi kendine..

1 Eylül 2007 Cumartesi

tespit_yayılım

"Bişey" boktan gidiyosa herşey boktan gidiyo tribine girdiğimi tespit ettim, oysa o "bişey" iyi gidiyosa, ımmm mis:), kabını dolduran sıvı gibi mübarek mutsuzluk tribi, bi yerine delik açasım var bu kabın ama bu seferde mutluluk tribi gelirse o da o delikten kaçar gider diye korkuyorum..(hahaha yine metaforlarr)

tespit_wc önü kadınları

wc önü sıra bekleyen kadın muhabbetlerinden her zaman kaçmışımdır, gerçi o kadınların hiçbirinin de benle konuşmak istediğini zannetmem, neyse konumuz feribotta tuvalet sırası bekleyen kadınlar, özellikle feribot çünkü bazen 20 kişiyi bulan sırada sinirlerimi bozacak birsürü hadise yaşanmakta.
1.tip sinirlerime kastetmiş kadınlar: bunlar genellikle 4 5 kişi gezen ve kendilerini dünyanın en komik insanları olduğu sanan insanlardır ve bütün kuyruğa seslerini duyurmak istercesine espriler yaparlar, şöyle ki "tuvaletin kapısını görenininz varsa bana da göstersin kikikki" ve hemen ardından size bakarlar ki siz de bu muhteşem esprilere gülüyormusunuz die.
2.tip sinirlerime kastetmiş kadınlar:wc önünde 20 kişi dizilmişken bu tuvalet sırasımı die herkese sorarlar, o kokunun altında neden orda dizilelim ki dier türlü kendisi de bilir bunu ama muhtemelen 10 saatlik yolculuk sonrası konuşacak birini arıyordur ve tabi ki hemen o kişiyi bulur, evet tuvalet sırası bizde yarım saattir bekliyoruz, yolculuk nerden gibi muhabbetler bi anda açılıverir.
3.tip..:bunlar genellkle ilerlemiş yaştaki kadınlardır yada gençlerse şayet yüzsüz olurlar; "acaba içerdeki bayan çıktıktan sonra ben girebilirmiyin çok sıkıştım da". e ben de sıkıştım demekki bu sırada ve muhabbetler arasında yarım saatimi geçiriyorum. böyle durumlarda yapılacak en etkili şey hiç konuşmadan yüzüne en asabi bakışınızı fırlatmaktır, hemen susarlar.
4.tip..: daracık feribot koridorunda çantasını ve de o koca kalçasını size çarpa çarpa geçen kadınlardır, dönüp bi pardon demesini beklersiniz ki öyle birşey hiçbir zaman olmaz.
5.tip..: arkadaşının koridora atacağı plastik bardağı elinden alarak çevreyi kirletme diyip, o bardağı denize atan kadın. tahmin edersiniz ki sabahtan beri konuşmak için can atan o 20 kişilik kalabalıktan tek bir ses tek bir tepki çıkmamıştır, ve sabahtan beri ağzını bıçak açmayan ben bütün sinirimi kadından çıkarmışımdır.
tespitim şudur ki, ben "bay wc" önünde tuvalet sırası beklemek istiyorum ve 10 saatlik yolculuk sonrası çok asabi olabiliyorum.

31 Ağustos 2007 Cuma

tespit_tatildeki erkek

erkekler daha huysuz abicim!!
ya da "tatil"den verebilceklerinin fazlasını istiyorlar!
en güzel yemeği yemek istiyorlar ama hava sıcak, hafif bişeyler olsun...
içmek içmek istiyorlar ama hem iyi müzik çalsın(canlı olcak bi de), hem piyasa güzel olsun, hem dönüşte araba kullanılmasın, bi de çok pahalı olmasın...
yüzmek güneşlenmek istiyorlar, ama deniz şöyle olsun, güneş böyle olsun... "of şezlong çok rahatsız", "bunlar hep burdan mı geççek?", "üff bar ne kadar uzak!"
e bunlar bana da batabilir ama "tatildeyim, takamiicam" diyip, "olduğu kadar" mantığını benimsiyorum...
bi de bize memnuniyetsiz diyorlar...
tatilin erkekler üzerinde kadın gibi vıklama refleksi yarattığını tespit ettim...
ya da nazı bana geçiyor...

29 Ağustos 2007 Çarşamba

tespit_eylül

eylül'ü severiz? di mi

tespit_değişik kafalar...

Bu aralar ya gün geçtikçe özgüvenim artıyo bi kendimi sever oluyorum ya da ben hakkaten hiç fotojenik değilim, eski fotoğraflara bakıp bakıp vay be baya çirkinmişim çok şükür şimdi o kadar da çirkin değilim diyorum, bunun nedeni dediğim gibi bu aralar keyfimin az biraz yerinde olması ve tatilin yaraması da olabilir, fotojenik olmayışımda...iyidir iyidir, değişik kafalar iyidir.

28 Ağustos 2007 Salı

tembih_yalangülü

siz siz olun güllü yalanlara kanmayın.

27 Ağustos 2007 Pazartesi

Tespit_İşten Ayrılma Psikolojisi

Su yasadigim deneyimden sonra, bir gun kendim isveren olsam, "3 ay sonra ayrilacagim ben!" diyen calisanima, "Lutfen, hemen ayril!" diyebilirim. Bence ayrilma karari ve eylemi arasindaki sure en fazla 1 ay olmali. Daha fazlasinda iki taraf icin de verim dusuyor, isler keyifsizlesmeye basliyor.

22 Ağustos 2007 Çarşamba

tembih_Gene Toplu Taşım

Seb'in de önceden dikkati çektiği üzerine benim de toplu taşım idarecilerine bir tembihim olacak çocuklar söz konusu olduğunda. Ayrı matineler bir yana her aracın en arkasına camlı, ses geçirmez, klimalı bir bölme yapılması uygun düşer bence çocuklar için. Ya da nasıl eskiden sigaralı mı sigarasız mı diye bir cümle vardı hayatımızda, ben artık ÇOCUKLU MU ÇOCUKSUZ MU? sorusunu toplu taşım hayatımda istiyorum. Yoksa bir kaza çıkacak..

tespit_Istanbul

"Bırak gitsin
Geri gelirse senindir
Geri gelmezse zaten hiç senin olmamıştır."

Diye genç kızlığımızın andı vardı bilmem hatırlarmısınız. İşte 21:00'de otobüs ile Istanbul'dan Bodrum'a doğru sefere çıktığımda bunu hatırladım. Yahu bırakmıyor şehir gideyim. 21:00 Bakırköy'den kalkış, 21:45 en sonunda Esenler, 22:00 hala İstanbul, 22:30 yeter İstanbul.. Nüfus patlamasının nedeni bu imiş tespit ettim. Göç möç bahane.. Bu şehir bırakmıyor insanı gitsin, bir gelmeye gör.. Ah bir bıraksa!!

tembih_Bodrum'a git, dönme

14 saat süren Bodrum seyahatim bana şunu tembihlememi gerektirdi: Kamil Koç ile Bodrum'a seyahat edecekseniz 21:45 otobüsünden uzak durun, lakin kendisini dolmuş sanıyor. Hatta ekspres dolmuş?! Durmadığımız köy, kasaba kalmadığında artık otobüs şoförü ertesi gün saat 10:00 sularında kahve ikram etti de geri kalan yol çekildi. Soruşturmama göre dönüşte bir yere uğramıyor, direkt İstanbul'a geliyormuş. Yani siz Bodrum'a gitmeyin, sadece Bodrum'dan dönün.

21 Ağustos 2007 Salı

dişi_tespit

şu hemcins ortamında hepimizin farkında olduğumuzun, ve hatta yaptığım tespitin ezelden beri var oluşunun çok da farkında olarak yine de kelimelere dökmek istedim..
kadınlık zor iş maaşı da az:)

20 Ağustos 2007 Pazartesi

tespit_tesadüf/kader

minnacık tesadüfler sonucu yaşanmamış kocaman kocaman şeyler insanı meraktan çıldırtabilirmiş. "ya olsaydı_ya olsaydı_ya olsaydı..." diye sonsuza kadar devam edecek bir tekrarLARLARLAR silsilesine dönüşebilirmiş sizin orada bulunmanızdan sonra gerçekleşen şeylerin farkına varışınız.
kendi kendinize yazacağınız sonlar hem iyi hem de kötü sonlar olurlarmış. ve yine sonunda yukardakinin niçin o anı yaşamanızı engellediğini anlayamayıp dayanamayıp "demek ki böyle olması daha iyiymiş" diyerek bu içinden çıkılmaz durumdan kendinizi kurtarabilirmişsiniz..
_____mi?

19 Ağustos 2007 Pazar

tespit: göz rengi

artık bir dizide oynayabilmek için mavi/yeşil gözlü mü olmak gerekiyor? how scandinavian of us.

turistik_tespit

bir yere yabancıysan adına turist diyorlar. adın o olunca da kendi rızanla bi nevi kabullenerek "turist olma" durumunun gerekliliklerini, ve olmazsa turistliğin de keyfinin çıkmadığını... alan memnun satan memnun bir zihniyetle bitmez tükenmez bir maddiyat akıp gidiyor, bi yudum içkinin o kadar ettiğine inanmasan da inanmak ister oluyorsun ve sonra müzik de çalıyor veee herşey dönüyor.

18 Ağustos 2007 Cumartesi

tespit_ciddiyet

"bunun mantıklı bir açıklaması olmalı" zihniyetimin asında hayatı çok ciddiye alıor olmamdan kaynaklandığını tespit ettim.. alma avs bu kdr ciddiye dior içim, take it easy man, dior hatta, ama o bi türlü uslanmıo.. hayır yani ne ki yaşam? aman canım neyse ne.. :)

16 Ağustos 2007 Perşembe

tespit_içimde bişey var

içimde bişey var ama tek bişey deil, pek çok şey.. aynı başka hisler gibi ama hepsinden çok başka bi his.. sinir mi desem stres mi desem, sıkıntı mı desem, uyku mu desem, mide bulantısı mı desem bilemedim.. madem bilemedim neyi tespit ediorm. bazen bilemediğim şeyler de oluomuş demek ki.. bunu tespit ediorm.. belkli de bilmek istemiorm.. bu da başka bi tespit konusu olabilir belki.. neden bilmek istemiorm fln.. ama şunu biliorz ki içimde bişey var ve çıksın istiorm, belki de tatile gitmek istiorm..

15 Ağustos 2007 Çarşamba

tespit_facebook çılgınlığı

Eksik bir tespit olacak -zira nedenini açıklayamıyorum- ama facebook'un geometrik bir hızla oldukça geniş bir yaş grubunda yayıldığını tespit ettim. bir de "bilmemkimle bilmemkim şimdi arkadaş oldular" cümlelerini, facebook'ta hesabı olmayan bir sevgilinin aslen "yok" olduğunu ve özel mesajlaşmaların yarı-kamunun inceleyen yorumlayan gözleri altında gidip gelmesini başta çok garipsemişken şimdi hiç tuhaf bulmadığımı tespit ettim.
hah bi de phdcomics teki yorumu atlamamak gerek

tespit_kırılma noktaları

seb in cocuk gibi davranamamak tespiti ile bağlantılı olarak, çoklukla -bizim sosyal çevremizde- lisans mezuniyeti sonrasında yaşanan bir kırılma noktası var ki, çalışmaya başlandığında, anlaşma, ortak çalışma, -her daim- ilerleme süreçlerinde ortaya çıkabilen çatışma noktalarında, ağlayıp kaçmayıp bazen diplomasiyle -gerektiğinde- karşıyı altettiğimiz, etmek durumunda kaldığımız ya da basitçe kaçmayı redderek durumu garip bir inatla çözümlediğimiz, buna çabaladığımız bir nokta. Hayata atılma, envai sorumluluk hisleri, olgunluk beklentileri, takdir motivasyonları o noktayı hergün biraz daha ileri taşıyor. içini rahatlatacaksa eğer, hergün yeni stratejileri oluyor insanın :)...

bi de kısa cümleler kurmayı asla öğrenemeyeceğimi tespit ettim, hep bir cümleden, yapabileceğinden fazlasını beklemekten galiba...

tespit_babam

Bababamın hayatımla ilgili aksaklıkların tümünü İstanbulda yaşamanın verdiği yorgunluğa bağladığını tespit ettim, oysa bilse kızı dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın telefonunu bi yerde cüzdanını bi başka yerde unuturken, anahtarını kanalizasyona ya da projesini asansör boşluğuna düşürmeye devam edicek...ahhh ahh zavallı babam:) ya da ben.

14 Ağustos 2007 Salı

Tespit_Çocuk gibi davranamamak

Boyumdan büyük işlerle uğraştığımı hissettiğimde artık bağırıp çağırmak ya da ağlayıp kaçmak gibi çok sevdiğim yöntemlere başvuramadığımı tespit ettim.

Zaman ve mekana bağlı olarak adam gibi, gözlerim kızarmadan, elimdeki objeleri fırlatmadan, haklı da olsam muhattabım kimselere ani ve ağır şeyler söylemeden mutlu olmadığım bu durumların içinden sıyrılmayı öğreniyorum. Her zaman oluyor mu, olmuyor. Bazen küçük olup büyük gibi davranmak çok can acıtıcı olabiliyor. Özellikle sıyrılmak değil üstesinden gelmek istenen durumlarda...

imkansız tespit üstüne tembih

"mevsim normalleri" varya.. bu isim tamlamasındaki "normal" kelimesinin hangi hiyerarşik dengeye göre kullanıldığını tespit edemiyorum. ve eğer hep üstünde isek bu meretin, otomatikman "normal"in seviyemize ermiş olması gerekmiyor mu?

tembih: normalleşmiş-normallerin-üstündeki bu sakıncalı derecelerde başınıza şapka, gözünüze gerçek uv filtreli gözlük takmadan sakın sokaklara çıkmayın!

13 Ağustos 2007 Pazartesi

Tespit_Laubali Köşe Yazısı Trendi

Düzenli bir Abesle İştigal okuyucusuyum. Defne Hanım'ın yazdıklarını da genellikle ilgiyle takip ediyorum. Yine bugün tatildeyken neler kaçırmışım diye bakarken, Engin Ardıç'ın Akşam Gazetesi'ndeki bir yazısından yaptığı alıntıya tıklayarak metnin tümünü okuma şansım oldu. Artık buna şans mı denir şanssızlık mı bilemiyorum. Ama her türlü deneyimi şans saydığımdan ya da bu aralar şaşıracak pek fazla şey bulamadığımdan olsa gerek, pek de pişman olmadım.

Yalnızca şunu tespit ediyorum, köşe yazarları gittikçe daha rahat yazmaya, gazetenin ciddiyeti, blog denen şeyin fütursuz rahatlığıyla karışmaya başladı. (tespitin gizli olduğu yer burasıydı)
Perihan Mağden'e bu kadın da iyice abarttı derken, yükselen trendin takipçisi Sayın Ardıç'a kocamaaaan biiiir "Aferin!" gönderiyorum ve de küçük bir alıntıyı ekliyorum ki bir fikriniz olsun.
Benim takıldığım içerik değil, üslup:

"“Karı” kelimesi onlara aşağılayıcı geldiği için tuttular “eş” tanımını insanlara uyguladılar. Aydınlar da feministlere ayıp etmemek için bunu benimsediler.

Bu feministlerden kimisi lezbiyendi, erkeklerden nefret ediyordu, kimisi de Allah’tan orospuluğuna özgür kadın kılıfı arıyordu.
"


Eş denmesine herhangi bir sempatisi ya da kıllığı olmayan, Cihangir'de oturup (ta taaa!!) üstüne bir de utanmadan Radikal falan okuyan (evet, basıyoruz küfürü!) bendeniz karı da diyorum koca da.. Ohoooo hatta neler neler diyorum, duysa, Sayın Bay Ardıç bile şaşırır.. Önemli olan neyin nerde dendiği. E bunu da artık ben mi söyleyeceğim?

Ne tespit Ne tembih_Otobüs Seferleri ve Maruz Kalınan Çocuklar

ne tespit, ne tembih..
dün şehirlerarası otobüsle istanbul'a dönmeye çalışırken, bunu gidince tespit tembih'e yazacağım demiştim.
bunu dediğim sırada pazar akşamüstü, marmara ereğlisi ve silivri suları iğrenç trafiği ve şehirlerarası sefer yapmakta olduğunu unutup dolmuş gibi davranan sevgili otobüsten darallar gelmiş, koltuğumun arkasına her geçişinde vuran muavini çoktan azarlamış, telefonunu kapatmamakta direnen çocuğu kendimce takıntı haline getirmemeye karar vermiş ve ön, yan ve hatta çapraz koltuğuma yayılmış olan teoride çekirdek ancak sayıca geniş ailenin durmaksızın -ve hatta asla temizlenmeksizin- salyası akan, ağlayan, bağıran, hiç susmayan üstüne üstlük yolculuk sırasında bezi değiştirilen bebeğini bagaja koymak gerektiğinde ısrarcıydım..

Sonuç olarak, evet, evet çocuk sevmiyorum!!!! Bunu bir tespit olarak yutturabilir miyim? Bilemiyorum. Sonuçta istisnalar olsa dahi, tanımadığım, sevmediğim insanların şımarık, kötü kalpli (hayvanlara eziyet eden ve aileleri tarafından azarlanmayan), mızmız, ailesinden yeterince ilgi ve sevgi görmeyen, sağlıksız (hasta çocukla otobüse binmek mesela) ve hatta hatta kleptoman (evet, bunu da gördüm..) çocuklarına neden katlanmam gerektiğini de anlayamıyorum, çok üzgünüm..

Ancak önerim şudur ki, nasıl sinemalarda -özellikle animasyonlarda- çocuklar ve çocukları olanlar için dublajlı seanslar yapılıyor, otobüslerde de çocuklu ve çocuksuz seferler yapılmalı.. bunu bütün otobüs şirketlerine yazmak hatta ülke çapında eylem yapmak istiyorum.. Herkes daha mutlu olmaz mıydı?

12 Ağustos 2007 Pazar

tespit_batil inanc

Batil bi dunya inancim oldugunu tespit ettim' mesela neye heyecan duysam sevinsem ve kendimi tutamayip bunu birileriyle paylassam arkasindan buyuk bir hezeyan olacagina inaniyorum, peki inaniyorum da noluyo vik vik konusmaya devam...Mesela tatil ulan 1 haftacik tatilim var simdiden bi suru sorun, baslarim boyle tatile...

9 Ağustos 2007 Perşembe

tespit: tatil

tatil için bile olsa evden, arkadaşlardan, yaşanılan şehirden, alışılmış düzenden 15 günden fazla uzaklaşmak özlem yaratıyormuş. büyüdükçe duygusallaşıyorum yemin ederim.

tespit_po[p]olitik

80'den sonra üniversite öğrencileri bile sündürüldü, artık devletin içinde bulunduğu durum hakkında konuşacak, siyasi görüşünü bildirecek ve bu şekilde kamuoyunda bir bilinçlenme yaratacak bir ses kalmamıştı. anne babalar ya siyaset konuşmuyor ya da 80li ve sonrası çocukları duymasın ve onların yaşadıklarını çocukları yaşamasın diye sessiz sessiz konuşuyorlardır. yeni nesil [a]politik olarak yetişmeye başladı, ve bu süreç ikibinlere kadar sürdü, tespitimce. günümüzde siyaset tekrar konuşulmaya başlandı.. gençlerin siyasete olan bu ilgisini, kendi çapımda değerlendirdiğimde, bilinçle yaklaşılan, yurt ve dünya siyasi konuları üzerinde görüş bildirme ve bilgi alışverişinde bulunma değil, popüler kültür ailesinin yeni üyesi olduğunu tespitliyorum.

8 Ağustos 2007 Çarşamba

Tembih_müzik...

Muayyen günlerinizde bağırıp çağıracak bi sevgiliniz, ya da oturup ağlayacak bir türk filminiz bile yoksa size bi playlist öneriim de hüngür foş ağlayın rahatlayın, hatta sizde ekleyin onları da dinleyip ağlayalım..haha ne saçma.. liste; Cat Power "Could we", Hooverphonic "someone", Coco Rosie "By yourside" , Piano Magic "you can never get lost " ,Tunng "Beautiful and light" ,Camera Obscura "Keep it Clean",dEUS "Magdelena" Yeni Türkü "İstersen hiç başlamasın" bi de Sezen Aksu "Gidiyorum bu şehirden"...

tespit_hız-haz

hız ve haz çağında yaşıorz dior semra hoca, ama nedense bu pek hissedilmior tarafımdan.. bilgisayar yavaş, internet yavaş.. ve bu yavaşlık hızlı olmaya göre deil normale göre bi yavaşlık ve bu nedenle yapacaklarımı yapamıor, söyleyeceklerimi yazacaklarımı unutuyorum.. üstüne üslük ilk önce heyecan ve mutluluk vermiş olan ama artık 'haz' duymamdan eser kalmamış şeyler hayatımda bit tümör gb gittikçe artan bir yer kaplamaya başladı.. öle işte..

6 Ağustos 2007 Pazartesi

tespit_değerli objeler

Değerli objeler var hayatımda yokluklarında gözlerim yaşarıyor, mesela hafif bakıra çalan uzun uzun yapraklara benzeyen bi küpem var, bu aralar yok ortalıkta içten içe üzülüyorum ama çıkar bi yerden ümidim de var hep...Sinir. Sonra mesela kaybolan pilot c4 kalemler her bir kayıp , uzaktan tanıdığınız bir yaşlının cenazesi kıvamında bir iç burukluğu, birde çizilen güneş gözlüğü yürekte bir pare..Herşeyimi umarsızca kötü kullansamda ayakkabılarım mesela...seviyorum onları...hiç eskimeseler keşke...Küpelerimi gören var mı?

2 Ağustos 2007 Perşembe

tespit_övgü

bir övgüyü taşımanın kazanmaktan daha zor olduğunu tespit ettim...öyle her övgü değil bahsini ettiğim, gerçekten kıymete değer olan... tamam amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok da, şunu demek istiyorum, insan birisine (ya da birilerine) beğenisini sunarken dikkatli olmalı, çünkü karşısındaki kişi o beğeniyi taşıyamiyacak kadar ego sahibiyse (amiyane tabirle; denyoysa) övgü yanlış ellerde tehlike arz edebilir, muvaffakiyet sanrıları yaratabilir, ortalık bu sanrıların tozu-dumanıyla göz gözü görmez hale gelebilir. dikkat!

1 Ağustos 2007 Çarşamba

Tespit_Mutlu Ruh Halini Sürdürememe

Mutluluk endişesiz gelmiyor ve ben bu duruma uyuz oluyorum. Tam birilerine "a ben galiba mutluyum!" diye hayret içinde birşeyler anlatmaya başlayacakken, dünyanın bütün endişeleri, manasız küçük/büyük paranoyaları ve geçmişin üstü itinayla örtülmüş izleri pıt diye kafama yağıveriyorlar. Mutluluğu sürdürme hevesim bir anda kaçıveriyor, başka bir deyişle enerjim çekiliyor, yorgun hissediyorum.
Tembihi olan?

31 Temmuz 2007 Salı

Bi tespit daha_telaffuz

Bir kelimeyi o kelimeyi bilen birinin yanında yanlış telaffuz ettiğimi farkedince kıpkırmızı olduğumu tespit ettim...Küçük egom kolay şişip kolay patlıyo:).Her kelimeyle ilgili aynı hassasiyette olmasamda mesela çok bilnen bir dergi "El Croquis" baya apaçi bi şekilde yanlış söylüyomuşum...O kadar da İspanyolcaya meraklıyım, o kadar da Jose Merce dinler dururum...

Tespit_yüksek ses

Kendini ifade edemeyen insanların ifade etmek için seslerini giderek yükselttiğini tespit ettim, onlar bağırdıkça ben daha da anlamıyorum işin kötüsü. Aynı şey bir lisanı tam olarak öğrenemeyip o lisanda dert anlatmaya çalışanlarda da oluyo, ve özgüvenliyse bu kişilikler durum daha da fena..."üç üç diyorum...üç işteeee!!!" de ne üçü pardon?:)