29 Kasım 2007 Perşembe

tespit_kontrol

istediğim şeye (her ne ise) bir adım uzaklıktayken dönüp ters yöne gitmem niye?? aklın bedeni kontrol etmesinden çok sıkıldığımı tespit ettim.

tespit_saçmalamak

Kendimi maltepe gazinosu dj gibi hissediyorum bazen önce the doors dinliyorum arkasından nesrin sipahi " sensiz de yaşanırmış"...Sakın bana ama ilişkili falan demeyin biri Edith Piaf diğeri kibariye değil ki sonuçta.

tespit_metafor

metaforun dolayısı ile metaforik düşüncenin ne kdr üretken olabileceğini bir kez daha tespit ettim; (bkz: çivi gb çivi gb çak çak çak)

tespit_gitmek

Geçen gün birkaç kız arkadaşımla otururkene aramızda şöyle bir konuşma geçti.Birimiz eğer şu anda yurt dışına gitme imkanı olsa sevgilisini hemen bırakıp gidebileceğini söyledi.Diğeri ise "aaaa inanmıyorum sana ben hayatta yapamam" dedi.Ben de bilemedim gitmek mi doğru kalmak mı.Bir yandan hayatını ,eğitimini bir insan için aksatmak saçma gözüküyor.Diğer yandan da insanın sevip iyi anlaşabileceği birinin hayatta daha kaç kere karşısına çıkabileceği meçhul.


tespit_askerlik başlığından esinlenerek gönderilmiş bir posttur kendileri.Zorunlu olarak bir yerlere gitmek dışında bir de kendi vermemiz gereken kararlar olabiliyor ki hangisi daha zor acuba?

tespit_ego

küçük ego iyi bişey diyolar, büyük hatta kocaman egosu olan insanlar...(sömürgeci söylem).Ama bi taraftan da evet iyi bişey küçük ego. Yani bende mi büyük egoluyum şimdi?

tespit_kinder süpriz

Kinder süpriz aldım saçma sapan şeytana benzeyen bişey çıktı adını cemil koydum onu sevdim ben ama çocuklar için biraz garip değil mi? Ya da ben böyle konularda çok mu tutucuyum...

28 Kasım 2007 Çarşamba

27 Kasım 2007 Salı

tespit_"abi" diye konuşan erkekler.

kendi aralarında abi abi abi diyen konuşan erkekler sevgileleriyle de abi diye konuştuklarında gerildiğimi tespit ettim bana ne oluyosa.

26 Kasım 2007 Pazartesi

tespit_tasarruf

farkettim ki başak burcumun en belirgin özelliklerinden biri olan pintiliği yazı dilinde de sıklıkla yapıyormuşum. mesela informal yazılarda sadece kelimenin anlaşılması için gerekli harfleri kullanmak, cümle sonuna üç yerine iki nokta koymak, tırnak işareti yerine tek tırnak işareti koymak, gibi gibi.. enteresan geldi.. belki başak burcu olmamla hiç de alakası yoktur..

tembih_çivi(ler)

çivi çiviyi söker...
bi başkası onu söker...
ilk çıkan çivi sonuncuyu söker...
sonra, gizli gizli cebinizde sakladığınız bir tanesi tümünü söker...
..
dön başa...
böyle sürer gider...
ve yaş yirmibeş...
..
siz o çiviyi -kanatsa da- elinizle söküp, yine cebinize koyun.. bigün yine lazım olur...

25 Kasım 2007 Pazar

tembih_nick hornby

bir cok kitabi okurken bukemem altini ise asla cizmem onemli gordugum yerlerini kibarca bi postite not alirim cok sartsa ve genelde mutlaka ayrac kullanirim, ama nick hornby bi baska elime kitabi aldim okumaya basladim bi ara tuvaletim geldi ve gidip ayrac bulmaya calisarak vakit kaybedemezdim hemen isimi gorup geri donmeliydim ve zaten nick ayrac gibi biseyle ugrasmami istemezdi gibi geldi o sayfanin alt kosesini ucgen bicimde ice kivirip kivirmamakla mucadele ettim...ve kivirdim! evet tek icim rahat kose kivirarak okuyabildigim yazar aslinda mesela boris vian i da bazen kivirmak istiyorum hatta okuduktan sonra yakmak falan :) ama naifce kendime gelip gidip onu birine hediye ediveriyorum...Evet tembih Nick Hornby nin son kitabi 'cat!' cikti...Bence bir cumartesi sabahi oturun basina ve aksam yemeginden once bitiriverin mumkunse.Iyi gelir hem kose kivirma derdide yok tek seferde bitirince.

21 Kasım 2007 Çarşamba

tespit_uçak biletleri

bayramdan bir ay öncesinde bile el yakmaya başlayan uçak biletlerinden nefret ediyorum... gerçekten de çok organize bir halk mıyız ki ki bayram planını 2 ay falan öncesinden yapıyoruz ya da gezmeye çok mu meraklıyız?? gerçi bayram işte , aile , birlikte olmak vs ama yaaa uçağa verdiğim parayla kendime ufak çapta bir kurs ısmarlayabilirim mesela, ya da fotoğraf makineme 2. el falan bi lens, olmadı bilgisayarıma yeni işlemci + ram vs vs ... offf offf nerde o eski bayramlar...

tespit_dolmuş-gazete-çıplak kadınlar

her sabah işe geliyorum... herrrr sabah... çok can sıkıcı... geç kaldığım sabahlar dolmuşta ayakta gitmeyi gönlüme koyduğum zaman daha da can sıkıcı bi hal alıyor. istanbul dolmuş şöforlerinin mutheşem manevraları sırasında o borulara tutunup ayakta durmaya çalışmak hiç de eğlenceli değil çünkü, hele bi de insanın afyonu patlamamışken... neyse, konu bu değil... böyle ayakta giderken insanları inceliyorum (tabii ki!), gazete okuyanlar çok komik; ülkenin en çok satan gazetelerinde ilk sayfada, son sayfada, biyerde mutlaka yarı çıplak bi kadın oluyor ya, işte sabah sabah şöyle bi başlıklara bakan türk kişisi bu resimlerden utanıyor ve yanındaki, tepesindeki görmesin, ona baktığı sanılmasın diye orayı kıvıra kıvıra, saklaya saklaya okuyor gazeteyi... çok komik... belki o resmin orda olmasından bile komik...

aklıma gelmişken bi de tembih; dolmuşta, otobüste, herhangi bi kamusal alanda; Sade okumayın, o sıkıntılı olabilir işte...

tespit_cingözlük

40 kere söylersen olurmuş adlı atasözümüz beni genel olarak korkutmuştur, ancak bugün farkettim ki 40 kere söylediğim hatta 4440 kere söylediğim şeyer bile olmuyo bazen, peki bu laf niye edilmiş diye düşündüm, bence cingözün biri arkadaşı aynı şeyi 40 kere söyleyince artık sıkılıp sussun diye böyle bi laf etmiş.

tespit_şeffaf şemsiyeler...

Herkes de var onlardan, şemsiye mafyası şehri ele geçirdi,ama çok kullanışlılar kabul etmek lazım rüzgarda önünüze tutup yine de önünüzü görebiliyosunuz bu süper bişey, bir de yağmur yağdığında *"yağmur amcalar" hemen piyasaya çıkıyo artık fiyatı da sabitlendi, 5ytl, kenarları çizgili daha bombeli olanları da 6 galiba...Eminim bu yazıyı okuyanların yarısında bu şemsiyelerden vardır, ben haftada bir tane alıyorum...:)
iyi sabahlar efendim.

18 Kasım 2007 Pazar

tespit_tasarlamak

bazen niye diye soruorm; niye tasarlıyorlar? mesela bahariyede eski kitap şeklindeki bankları kaldırıp yerine başka bir 'tasarım' ürünü olan mermer ayaklı saçma sapan bir bank koymak.. niye? eski demir ayaklı ahşap bankları istiyorum ben..

17 Kasım 2007 Cumartesi

tembih_mail

bazen öyle mailler alıyorum ki...Gelen kutusu giden kutusunu aratmasın demek istiyorum:)

Tespit_röntgen

facebook kullanıcıları adeta yeni nesil röntgenci.. herkesin o anda ne yaptığından haberdar olma, o farkında dahi olmadan onun resimlerine bakma, onun hakkında yazılanları vb. okuma.. herşey alenen ortada ama karşındakinden habersiz bir şekilde onun (arkadaş listende olan hatta arkadaş listende olmayan) hayatı ve/veya kendileri hakkında bilgi edinme, dikizleme.. yoksa internetin kenidisi bu açık kaynak olmakla mı alakalı? kafam çok karışık, hava kararmış, odamda ışıkları açmışm dans ediorm ( kimse görüyor mu acaba???)

15 Kasım 2007 Perşembe

tespit_işkolizm

İşim olmayınca çok kötü hissedip bir sürü işe girişiyorum. Sonra hepsini yapmam gerektiğinde panik olup yorulup yine kötü hissediyorum. İşsiz depresyon, çok iş yine depresyon... Nedir bu tatminsizlik..

tespit_halk otobüsleri

aylar önce kendi blogumda birçok tespit üzerine yazdığım yazıyı bugün yine aynı duyguları paylaştığım için burada yinelemek istiyorum;
Sabah yine her geç kaldığım sabahta olduğu gibi tıklımtıkış halk(mülteci) otobüsüne bindim, bir samimiyet, bir aşk sormayın, herkes birbirine sarılmış, tombul bir abla ayağına basan adama bağırıp çağırsa da sadece 30 cm ötesinde olduğundan düşmemek için yine aynı adama sarılıyor. Bir de kokusu var bu otobüsün ki burunlara şenlik, yol eğer 10 dakika falan ise otobüse binmeden derin bir nefes alıp o nefesi tutup inene kadar bırakmayarak ufak sıyrıklarla bu koku meselesini halledebilirsiniz, ancak beşiktaştan Sarıyer'e gidiyorsanız da üzülmenize gerek yok çünkü malumunuz burun yorulan bir organımız, bu nedenle yaklaşık 3 dakika 37 saniye içinde yorulan burun arkadaşımız artık bu kokuyu boşveriyor, ama maalesef kulak( bu maalesef aynı zaman da iyki de anlamında) organımız yorulmuyor, hele de yanınızda 1 milyona eminönünden alınmış kulaklığıyla bangır bangır metal dinleyen uzun saçlı bir yeni yetme bulunuyorsa. Bir de "arkalara doğru ilerleyelim", "binenlere yol verelim", "lütfen yardımcı olalım", "daha nereye ilerlicez, yer yok yer" gibi söylemler de gündelik hayatımızın parçaları zaten, onlardan bahsetmeme bile gerek yok. Bir keresinde inanılmaz yağmurlu bir günde ıslak ıslak yine sarılarak otobütekilere ofise geliyordum ki sinirden ağlamaya başladım ama o kadar ıslak ve bana sarılan biri tarafından kamufle durumdaydım ki kimsecikler anlamadı ağladığımı, belki de bütün otobüs ağlıyordu sinirinden de ben anlamdım, neyse bu fakir edebiyatı zengin hayallere de dönüşmüyor değil, işte o ağladığım gün ağlamaya devam ederek hemen babamı aradım, "baba bana araba al, lütfen lütfen lütfen!" zengin çocuğuyum ya...neyse babam neredeyse ikna oldu derken hiçkimse buna inanmasa da o gün televizyonda küresel ısınmanın ne kadar boktan bişey olduğunu, herkes bu şekilde tek başına araba alırsa her arabanın 1kaç penguenin ölümüne neden olduğu bana düşündürtecek şeyler izledim, araba fikrinden bi anda vazgeçtim, evet dünyayı ben kurtarmıcam, ama bu penguen araba metaforu beni derinden sarstı, soonra yaz geldi ve ben her yaz olduğu gibi, vespa hayalleri kurmaya başladım, sanki o penguen öldürmüyo da sadece kutup ayılarını terletiyo gibi bir izlenime kapılıp, ama tabii ki geçen yaz ki kamikazeleğim yüzünden yine cesaret edemedim bu vespa olayına, nedir bu kamikazeleik der iseniz, ben geçen yaz benim olmayan bir motosikletle Sırmakeşin su taşıyan dolmuşunun orta yerine çötönk diye çarptım ve de kafa üstü düştüm ki o gün bugün o kask saygıdeğerdir...ödümün kopmasının yanısıra ödleri kopardım...Yani hala o mis kokulu güzide otobüse severek biniyor, iniyor, olmamın 2 nedeni var ilki penguenler ve kutup ayıları (yani biz) ikincisi ise Sırmakeş...:)

14 Kasım 2007 Çarşamba

tespit_kasım

hiç sevmiyorum kasımı..hiç.mayısa kadar da şen şakrak bi ay yok...of.

11 Kasım 2007 Pazar

tespit_üsküdar

Her Üsküdar'a gittiğimde Kubrick geliyo aklıma...Sevgili Üsküdar belediye başkanı Mehmet Çakır'la konunun ilgisi var mı bilmiyorum ama Shinig setinde gibi hissediyorum kendimi, sonra farkediyorum ki bu labirent Shining dekinden fena, çünkü bu film değil...Çok korkuyorum Üsküdar'da mümkünse Marmaray bitene kadar uğramak istemiyorum bile...

tembih_iştah

İştah harika bişey, sağlık göstergesi bence, iştahlı insanlar bir de daha çok gülümsüyorlar bence...Bi de reklam yapıcam kadıköyde çiya diye bi yer var...hımmmmm.

tespit_istek...

çok hızlı ya herşey bu şehirde heralde ondan herşey hemen olsun istiyorum, ışıklar hemen yeşil olsun karşıya geçiim, dolmuş çabucak dolsun evime gidiyim, yemek hemen pişsin, herşeyi hemen herkese anlatiiim, hemen bi fotoğraf çekiyim çabucak facebooka koyuyimm:), şu elimdeki iş bitsin ama hemen yenisi gelsin, çabuk yasz olsun da tatile gidiim,ya da hemen aşık oluiiim, hemen hemen hemen..çabuk çabuk....Sonra hemen sıkılıyorum tabi..e herşey bu kadar hemen olunca...hız sanki uyuşturucu gibi...

7 Kasım 2007 Çarşamba

tespit_lüks

şu son günlerdeki kırmızı baloncuklu reklamda, müslüm gürses, homm tiyatırr sisteme "ihtiyacı" olduğunu belirtirken, lüks ve ihtiyaç kavramlarının nasıl da aynı şeyi anlatan farklı kelimelere dönüştürüldüğünü tespit ettim.

Fakat ihtiyaç kelimesi yalnızca o reklamda, lüks nesneleri tanımlamada kullanılmıyor. Tam tersi, bu reklam, aslında var olanı yansıtıyor.
Çünkü etrafımda, yeterince düşük gelirli çoğu insanın gerçekten normal boyutlu bi tv almak yerine, ayarlamayı bilemediği için herşeyi eni genişlemiş, renkleri kırmızılara çalmış bişekilde izlemek zorunda kalıp da gocunmadığı LCD ekran tvler, ya da ihtiyacın ötesinde bin tane işleve sahip garip gurup uzay telefonları satın aldıklarına ve, sonuç olarak da lüks ve ihtiyaç kavramlarının birbirlerinin içine ne kadar da vahim bi şekilde geçmiş olduklarına şahit oluyorum.

6 Kasım 2007 Salı

tembih_oh be!

arada sirada telefonunuzu evde unutun, arada sirada istediginiz herseyi aman kilo alir miyim demeden hupletin, arada sirada falciya gidin, ya da yoga ya, ya da terapiye olmadi zaraya:), arada sirada ozlediginiz birini arayin ve onu ozlediginizi soyleyin, arada sirada kendinizi eve kapatin butun gun tv izleyip cerez cikolota keyif yapin, arada sirada aglayin ortalikta hemde hickira hickira, arada sirada cok gerekliyse tokat atin O na, arada sirada kufredin, bi sigara yakin, vapura binin karsiya gecin, dans edin, hafta ici bi aksam da icmeye gidin, tek basiniza sinemaya gidin, siir yazin kimse gormeden yirtip atin, eski sevgilnizle bulusup sadece bi kahve icin, eve gelip taze fasulye pisirin, kirmizi sarap acin cam kenarina oturun arka fonda ince saz ya da olmadi yeni turku,,,'arada sirada facebooka msn e gtalka girmeyin, arada sirada inaniyorsaniz dua edin inanmiyorsaniz dilek tutun:), arada sirada ayni dili konusun, sakin olun bazen, gulumseyin akliniza gelirse, yatakan cikmayin yilda bi gunda olsa...Zor geliyosa eger tum bunlar, unutun BOL BOL...

2 Kasım 2007 Cuma

tespit_yeni insanların hayatları

bazen yeni tanıştığınız, hatta hayatınızda ilk kez konuştuğunuz bir kişinin hayatı hakkında ne kadar çok şey öğrenebildiğinizi bir kez daha tespit ettim. insanlar bazen yalnızca çok konuştuklarından değil de sanki, öylesine, başka insanlardan daha rahat olabildikleri için kendilerini öylece açıveriyorlar.
bazen ilginçmiş gibi yaptıkları sıkıcı hayatlarıyla ilgileniyormuş gibi görünmek çok yorucu olsa da, bazen öyle olmayabiliyor ve "ne kadar tanıdık" diye düşünebiliyorsunuz. en azından ben bu aralar bu durumla sıkça karşılaşıyorum.
hah bir de uyuz insanlara, en çok da kendime tembih, her yeni insana uyuz olmamak diye bir seçenek var:)

tespit_aile fertleri...

uzun süredir yalnız yaşıyorsanız, bi kaç günlüğüne gelen aile fertleri evi şenlendirir, ev güzel yemek kokularıyla dolar, yerler fabuloso ile silinir, eve alışverişler yapılır...bu bi kaç gün herşey güzeldir, ancak gelip gitmek bilmeyen aile fertleri ki kendileri amca, dayı ,hala gibi 2.level fertlerse o zaman, anneye babaya söylenmeleri de yapamazsınız saygıdan. Eve arkadaş getiremezsiniz ya da eve istediğiniz saatte gelmeler yalan olur, zorunlu akşam yemekleri başlar " ayşecim bu akşam sana bi süprizim var" içinizden aman ne güzel desenizde o daha bi kaç gün sizinledir, sonra hayatınızdan cnbc-e kalkar yerine "kavak yelleri" yahut "yaprak dökümü" girer... Sabah uyandığınızda sifonu çekersem uyanır mı gerginliği olur, hani ev arkadaşınız olsa ya da anne baba bi nebze...Hergün bir başka yemek sizi karşılar, börülceyi de seversiniz artık enginarıda..( ki ben severim:) Evin düzeni biraz değişir e olur o kadar ama mesela evde eksik görülen şeylerin yerleri doldurulur, siz hayalinizdeki sürahiyi almak için aylardır dandik hiçbir sürahiye yüz vermemişsinizdir( şımarıklık) oysa iyi niyetli misafirirniz yazık çocuğa der gider en pembesinden bi sürahi alıp gelir...Hatta bazen bu aile fertleri çocuklu ise eve girdiğinizde "üf de üfle yanıyorum" diye güzide tv kanalımız kral yüzünüze yüzünüze bağırır...ve yine hiç bişey diyemez...meraba nasıl geçti bugün? gezebildiniz mi İstanbul'u? Nerelere gittiniz, şu aşşağıda balık pazarı var gördünüz mü çok güzel dersiniz...çok güzel!...