15 Kasım 2007 Perşembe

tespit_halk otobüsleri

aylar önce kendi blogumda birçok tespit üzerine yazdığım yazıyı bugün yine aynı duyguları paylaştığım için burada yinelemek istiyorum;
Sabah yine her geç kaldığım sabahta olduğu gibi tıklımtıkış halk(mülteci) otobüsüne bindim, bir samimiyet, bir aşk sormayın, herkes birbirine sarılmış, tombul bir abla ayağına basan adama bağırıp çağırsa da sadece 30 cm ötesinde olduğundan düşmemek için yine aynı adama sarılıyor. Bir de kokusu var bu otobüsün ki burunlara şenlik, yol eğer 10 dakika falan ise otobüse binmeden derin bir nefes alıp o nefesi tutup inene kadar bırakmayarak ufak sıyrıklarla bu koku meselesini halledebilirsiniz, ancak beşiktaştan Sarıyer'e gidiyorsanız da üzülmenize gerek yok çünkü malumunuz burun yorulan bir organımız, bu nedenle yaklaşık 3 dakika 37 saniye içinde yorulan burun arkadaşımız artık bu kokuyu boşveriyor, ama maalesef kulak( bu maalesef aynı zaman da iyki de anlamında) organımız yorulmuyor, hele de yanınızda 1 milyona eminönünden alınmış kulaklığıyla bangır bangır metal dinleyen uzun saçlı bir yeni yetme bulunuyorsa. Bir de "arkalara doğru ilerleyelim", "binenlere yol verelim", "lütfen yardımcı olalım", "daha nereye ilerlicez, yer yok yer" gibi söylemler de gündelik hayatımızın parçaları zaten, onlardan bahsetmeme bile gerek yok. Bir keresinde inanılmaz yağmurlu bir günde ıslak ıslak yine sarılarak otobütekilere ofise geliyordum ki sinirden ağlamaya başladım ama o kadar ıslak ve bana sarılan biri tarafından kamufle durumdaydım ki kimsecikler anlamadı ağladığımı, belki de bütün otobüs ağlıyordu sinirinden de ben anlamdım, neyse bu fakir edebiyatı zengin hayallere de dönüşmüyor değil, işte o ağladığım gün ağlamaya devam ederek hemen babamı aradım, "baba bana araba al, lütfen lütfen lütfen!" zengin çocuğuyum ya...neyse babam neredeyse ikna oldu derken hiçkimse buna inanmasa da o gün televizyonda küresel ısınmanın ne kadar boktan bişey olduğunu, herkes bu şekilde tek başına araba alırsa her arabanın 1kaç penguenin ölümüne neden olduğu bana düşündürtecek şeyler izledim, araba fikrinden bi anda vazgeçtim, evet dünyayı ben kurtarmıcam, ama bu penguen araba metaforu beni derinden sarstı, soonra yaz geldi ve ben her yaz olduğu gibi, vespa hayalleri kurmaya başladım, sanki o penguen öldürmüyo da sadece kutup ayılarını terletiyo gibi bir izlenime kapılıp, ama tabii ki geçen yaz ki kamikazeleğim yüzünden yine cesaret edemedim bu vespa olayına, nedir bu kamikazeleik der iseniz, ben geçen yaz benim olmayan bir motosikletle Sırmakeşin su taşıyan dolmuşunun orta yerine çötönk diye çarptım ve de kafa üstü düştüm ki o gün bugün o kask saygıdeğerdir...ödümün kopmasının yanısıra ödleri kopardım...Yani hala o mis kokulu güzide otobüse severek biniyor, iniyor, olmamın 2 nedeni var ilki penguenler ve kutup ayıları (yani biz) ikincisi ise Sırmakeş...:)

4 yorum:

Adsız dedi ki...

çok uzun diye kimsenin okumadığını tespit ettik.

Batuhan dedi ki...

Ben okudum. :)

etipuf dedi ki...

penguenler gerçekten çok şirin hayvanlar.

seb dedi ki...

practice makes perfect bilgeciğim, vespa üzerinde çalışsaydın keşke biraz, hemen vazgeçmeseydin. gerçi bunu dediğim için gökhan beni öldürebilir..