26 Kasım 2007 Pazartesi

tembih_çivi(ler)

çivi çiviyi söker...
bi başkası onu söker...
ilk çıkan çivi sonuncuyu söker...
sonra, gizli gizli cebinizde sakladığınız bir tanesi tümünü söker...
..
dön başa...
böyle sürer gider...
ve yaş yirmibeş...
..
siz o çiviyi -kanatsa da- elinizle söküp, yine cebinize koyun.. bigün yine lazım olur...

9 yorum:

evren uzer dedi ki...

sağlamcı olmamak gerek bence, risk alabilmek için arada ceplerde bahar temizliği yapmak gerekli. bi de çiviyle sökülen çivilerden hayır gelmiyor sanki..

begüm dedi ki...

"sağlamcı olmamak gerek"
hergün yüz kez yazıyorum bunu defterime...
olmuyor..
üf.
çivilerin hiçbirinden hayır gelmiyor zaten...
:)

begüm dedi ki...

ama yine de...
:)

bkz. "yenilen pehlivan"

üf.

seb dedi ki...

metafor üstüne metafor olmasın isterdim ama.. çiviyi sökmekle kalsın derim ben. bir de paslı çivilere denk gelmek, tetanoz aşısı olmak var. daha da kötüsü sökememek var.. çiviyle ya da başka birşeyle, sökülüyorsa ne güzel.

evren uzer dedi ki...

metafordan güzel ne var, sadece çiviler üzerinden konuşuyor olma ihtimalimiz var..bir de kilittaşı üzerinden konuşarak aşık olmuşluğum var o yüzden severim metafor üzerine metafor kurmayı. ama yenilen pehlivan referansı cepteki çivileri hep taşımayı öngörüyor. sağlamcı olmaktan değil de kadınca bir başarmak hissinden gibi geliyor sanki bu durum. bizim "hep başarmamız", ilişkilerin belini doğrultmamız,adamları hale yola sokmamız gerek gibi. yorucu zaman zaman ama vazgeçemiyoruz, yıkıldığımız noktadan kalkıp tekrar girişiyoruz inatçı, paslı çivilere. kim ister ki yenilgilerle kurulmuş bir geçmişi..

seb dedi ki...

beli doğru adamları kendimize göre hale yola sokmaya çalışırken eğip bükmemiz, kambur edip sonra da "sen çok değiştin" dediğimiz de oluyor.

eğrilmeyen, paslanmayan, sökülmesi gerekmeyen çiviler yok mu?

begüm dedi ki...

hah!
problem de o galiba...
gönül sıklıkla halihazırda eğilmiş, paslanmış ve yerinde eğreti duranı seçiyor...

çiviler, vuran pabuçlar, kırık oyuncaklar*...
böyle gider bu.. :)

*otorite

evren uzer dedi ki...

eğrilmeyen paslanmayan kısaca uğraşamayacağımız çiviler hiç eğlenceli değil aksi gibi... ha sökülmesi gerekip gerekmediği kısmı değişir...

seb dedi ki...

ilişki diyerek başka birini deforme etmeyi amaçlamanın nesi eğlenceli ya da madem eğri büğrü, eğreti duranını seviyoruz, düzeltmeye çalışmak niye? yukarıda yazdığım gibi, sevdiğimiz bir şeyi alıp onu sürekli başka birşey yapmaya çalışmak.. nedense kendime bu kadar güvenemiyorum ben, halihazırda fazla bile güzel olan bişeyi kendime göre deforme ediyormuşum gibi geliyor.. ben gittikçe daha mı az kadın oluyorum acaba??