31 Ağustos 2007 Cuma

tespit_tatildeki erkek

erkekler daha huysuz abicim!!
ya da "tatil"den verebilceklerinin fazlasını istiyorlar!
en güzel yemeği yemek istiyorlar ama hava sıcak, hafif bişeyler olsun...
içmek içmek istiyorlar ama hem iyi müzik çalsın(canlı olcak bi de), hem piyasa güzel olsun, hem dönüşte araba kullanılmasın, bi de çok pahalı olmasın...
yüzmek güneşlenmek istiyorlar, ama deniz şöyle olsun, güneş böyle olsun... "of şezlong çok rahatsız", "bunlar hep burdan mı geççek?", "üff bar ne kadar uzak!"
e bunlar bana da batabilir ama "tatildeyim, takamiicam" diyip, "olduğu kadar" mantığını benimsiyorum...
bi de bize memnuniyetsiz diyorlar...
tatilin erkekler üzerinde kadın gibi vıklama refleksi yarattığını tespit ettim...
ya da nazı bana geçiyor...

29 Ağustos 2007 Çarşamba

tespit_eylül

eylül'ü severiz? di mi

tespit_değişik kafalar...

Bu aralar ya gün geçtikçe özgüvenim artıyo bi kendimi sever oluyorum ya da ben hakkaten hiç fotojenik değilim, eski fotoğraflara bakıp bakıp vay be baya çirkinmişim çok şükür şimdi o kadar da çirkin değilim diyorum, bunun nedeni dediğim gibi bu aralar keyfimin az biraz yerinde olması ve tatilin yaraması da olabilir, fotojenik olmayışımda...iyidir iyidir, değişik kafalar iyidir.

28 Ağustos 2007 Salı

tembih_yalangülü

siz siz olun güllü yalanlara kanmayın.

27 Ağustos 2007 Pazartesi

Tespit_İşten Ayrılma Psikolojisi

Su yasadigim deneyimden sonra, bir gun kendim isveren olsam, "3 ay sonra ayrilacagim ben!" diyen calisanima, "Lutfen, hemen ayril!" diyebilirim. Bence ayrilma karari ve eylemi arasindaki sure en fazla 1 ay olmali. Daha fazlasinda iki taraf icin de verim dusuyor, isler keyifsizlesmeye basliyor.

22 Ağustos 2007 Çarşamba

tembih_Gene Toplu Taşım

Seb'in de önceden dikkati çektiği üzerine benim de toplu taşım idarecilerine bir tembihim olacak çocuklar söz konusu olduğunda. Ayrı matineler bir yana her aracın en arkasına camlı, ses geçirmez, klimalı bir bölme yapılması uygun düşer bence çocuklar için. Ya da nasıl eskiden sigaralı mı sigarasız mı diye bir cümle vardı hayatımızda, ben artık ÇOCUKLU MU ÇOCUKSUZ MU? sorusunu toplu taşım hayatımda istiyorum. Yoksa bir kaza çıkacak..

tespit_Istanbul

"Bırak gitsin
Geri gelirse senindir
Geri gelmezse zaten hiç senin olmamıştır."

Diye genç kızlığımızın andı vardı bilmem hatırlarmısınız. İşte 21:00'de otobüs ile Istanbul'dan Bodrum'a doğru sefere çıktığımda bunu hatırladım. Yahu bırakmıyor şehir gideyim. 21:00 Bakırköy'den kalkış, 21:45 en sonunda Esenler, 22:00 hala İstanbul, 22:30 yeter İstanbul.. Nüfus patlamasının nedeni bu imiş tespit ettim. Göç möç bahane.. Bu şehir bırakmıyor insanı gitsin, bir gelmeye gör.. Ah bir bıraksa!!

tembih_Bodrum'a git, dönme

14 saat süren Bodrum seyahatim bana şunu tembihlememi gerektirdi: Kamil Koç ile Bodrum'a seyahat edecekseniz 21:45 otobüsünden uzak durun, lakin kendisini dolmuş sanıyor. Hatta ekspres dolmuş?! Durmadığımız köy, kasaba kalmadığında artık otobüs şoförü ertesi gün saat 10:00 sularında kahve ikram etti de geri kalan yol çekildi. Soruşturmama göre dönüşte bir yere uğramıyor, direkt İstanbul'a geliyormuş. Yani siz Bodrum'a gitmeyin, sadece Bodrum'dan dönün.

21 Ağustos 2007 Salı

dişi_tespit

şu hemcins ortamında hepimizin farkında olduğumuzun, ve hatta yaptığım tespitin ezelden beri var oluşunun çok da farkında olarak yine de kelimelere dökmek istedim..
kadınlık zor iş maaşı da az:)

20 Ağustos 2007 Pazartesi

tespit_tesadüf/kader

minnacık tesadüfler sonucu yaşanmamış kocaman kocaman şeyler insanı meraktan çıldırtabilirmiş. "ya olsaydı_ya olsaydı_ya olsaydı..." diye sonsuza kadar devam edecek bir tekrarLARLARLAR silsilesine dönüşebilirmiş sizin orada bulunmanızdan sonra gerçekleşen şeylerin farkına varışınız.
kendi kendinize yazacağınız sonlar hem iyi hem de kötü sonlar olurlarmış. ve yine sonunda yukardakinin niçin o anı yaşamanızı engellediğini anlayamayıp dayanamayıp "demek ki böyle olması daha iyiymiş" diyerek bu içinden çıkılmaz durumdan kendinizi kurtarabilirmişsiniz..
_____mi?

19 Ağustos 2007 Pazar

tespit: göz rengi

artık bir dizide oynayabilmek için mavi/yeşil gözlü mü olmak gerekiyor? how scandinavian of us.

turistik_tespit

bir yere yabancıysan adına turist diyorlar. adın o olunca da kendi rızanla bi nevi kabullenerek "turist olma" durumunun gerekliliklerini, ve olmazsa turistliğin de keyfinin çıkmadığını... alan memnun satan memnun bir zihniyetle bitmez tükenmez bir maddiyat akıp gidiyor, bi yudum içkinin o kadar ettiğine inanmasan da inanmak ister oluyorsun ve sonra müzik de çalıyor veee herşey dönüyor.

18 Ağustos 2007 Cumartesi

tespit_ciddiyet

"bunun mantıklı bir açıklaması olmalı" zihniyetimin asında hayatı çok ciddiye alıor olmamdan kaynaklandığını tespit ettim.. alma avs bu kdr ciddiye dior içim, take it easy man, dior hatta, ama o bi türlü uslanmıo.. hayır yani ne ki yaşam? aman canım neyse ne.. :)

16 Ağustos 2007 Perşembe

tespit_içimde bişey var

içimde bişey var ama tek bişey deil, pek çok şey.. aynı başka hisler gibi ama hepsinden çok başka bi his.. sinir mi desem stres mi desem, sıkıntı mı desem, uyku mu desem, mide bulantısı mı desem bilemedim.. madem bilemedim neyi tespit ediorm. bazen bilemediğim şeyler de oluomuş demek ki.. bunu tespit ediorm.. belkli de bilmek istemiorm.. bu da başka bi tespit konusu olabilir belki.. neden bilmek istemiorm fln.. ama şunu biliorz ki içimde bişey var ve çıksın istiorm, belki de tatile gitmek istiorm..

15 Ağustos 2007 Çarşamba

tespit_facebook çılgınlığı

Eksik bir tespit olacak -zira nedenini açıklayamıyorum- ama facebook'un geometrik bir hızla oldukça geniş bir yaş grubunda yayıldığını tespit ettim. bir de "bilmemkimle bilmemkim şimdi arkadaş oldular" cümlelerini, facebook'ta hesabı olmayan bir sevgilinin aslen "yok" olduğunu ve özel mesajlaşmaların yarı-kamunun inceleyen yorumlayan gözleri altında gidip gelmesini başta çok garipsemişken şimdi hiç tuhaf bulmadığımı tespit ettim.
hah bi de phdcomics teki yorumu atlamamak gerek

tespit_kırılma noktaları

seb in cocuk gibi davranamamak tespiti ile bağlantılı olarak, çoklukla -bizim sosyal çevremizde- lisans mezuniyeti sonrasında yaşanan bir kırılma noktası var ki, çalışmaya başlandığında, anlaşma, ortak çalışma, -her daim- ilerleme süreçlerinde ortaya çıkabilen çatışma noktalarında, ağlayıp kaçmayıp bazen diplomasiyle -gerektiğinde- karşıyı altettiğimiz, etmek durumunda kaldığımız ya da basitçe kaçmayı redderek durumu garip bir inatla çözümlediğimiz, buna çabaladığımız bir nokta. Hayata atılma, envai sorumluluk hisleri, olgunluk beklentileri, takdir motivasyonları o noktayı hergün biraz daha ileri taşıyor. içini rahatlatacaksa eğer, hergün yeni stratejileri oluyor insanın :)...

bi de kısa cümleler kurmayı asla öğrenemeyeceğimi tespit ettim, hep bir cümleden, yapabileceğinden fazlasını beklemekten galiba...

tespit_babam

Bababamın hayatımla ilgili aksaklıkların tümünü İstanbulda yaşamanın verdiği yorgunluğa bağladığını tespit ettim, oysa bilse kızı dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın telefonunu bi yerde cüzdanını bi başka yerde unuturken, anahtarını kanalizasyona ya da projesini asansör boşluğuna düşürmeye devam edicek...ahhh ahh zavallı babam:) ya da ben.

14 Ağustos 2007 Salı

Tespit_Çocuk gibi davranamamak

Boyumdan büyük işlerle uğraştığımı hissettiğimde artık bağırıp çağırmak ya da ağlayıp kaçmak gibi çok sevdiğim yöntemlere başvuramadığımı tespit ettim.

Zaman ve mekana bağlı olarak adam gibi, gözlerim kızarmadan, elimdeki objeleri fırlatmadan, haklı da olsam muhattabım kimselere ani ve ağır şeyler söylemeden mutlu olmadığım bu durumların içinden sıyrılmayı öğreniyorum. Her zaman oluyor mu, olmuyor. Bazen küçük olup büyük gibi davranmak çok can acıtıcı olabiliyor. Özellikle sıyrılmak değil üstesinden gelmek istenen durumlarda...

imkansız tespit üstüne tembih

"mevsim normalleri" varya.. bu isim tamlamasındaki "normal" kelimesinin hangi hiyerarşik dengeye göre kullanıldığını tespit edemiyorum. ve eğer hep üstünde isek bu meretin, otomatikman "normal"in seviyemize ermiş olması gerekmiyor mu?

tembih: normalleşmiş-normallerin-üstündeki bu sakıncalı derecelerde başınıza şapka, gözünüze gerçek uv filtreli gözlük takmadan sakın sokaklara çıkmayın!

13 Ağustos 2007 Pazartesi

Tespit_Laubali Köşe Yazısı Trendi

Düzenli bir Abesle İştigal okuyucusuyum. Defne Hanım'ın yazdıklarını da genellikle ilgiyle takip ediyorum. Yine bugün tatildeyken neler kaçırmışım diye bakarken, Engin Ardıç'ın Akşam Gazetesi'ndeki bir yazısından yaptığı alıntıya tıklayarak metnin tümünü okuma şansım oldu. Artık buna şans mı denir şanssızlık mı bilemiyorum. Ama her türlü deneyimi şans saydığımdan ya da bu aralar şaşıracak pek fazla şey bulamadığımdan olsa gerek, pek de pişman olmadım.

Yalnızca şunu tespit ediyorum, köşe yazarları gittikçe daha rahat yazmaya, gazetenin ciddiyeti, blog denen şeyin fütursuz rahatlığıyla karışmaya başladı. (tespitin gizli olduğu yer burasıydı)
Perihan Mağden'e bu kadın da iyice abarttı derken, yükselen trendin takipçisi Sayın Ardıç'a kocamaaaan biiiir "Aferin!" gönderiyorum ve de küçük bir alıntıyı ekliyorum ki bir fikriniz olsun.
Benim takıldığım içerik değil, üslup:

"“Karı” kelimesi onlara aşağılayıcı geldiği için tuttular “eş” tanımını insanlara uyguladılar. Aydınlar da feministlere ayıp etmemek için bunu benimsediler.

Bu feministlerden kimisi lezbiyendi, erkeklerden nefret ediyordu, kimisi de Allah’tan orospuluğuna özgür kadın kılıfı arıyordu.
"


Eş denmesine herhangi bir sempatisi ya da kıllığı olmayan, Cihangir'de oturup (ta taaa!!) üstüne bir de utanmadan Radikal falan okuyan (evet, basıyoruz küfürü!) bendeniz karı da diyorum koca da.. Ohoooo hatta neler neler diyorum, duysa, Sayın Bay Ardıç bile şaşırır.. Önemli olan neyin nerde dendiği. E bunu da artık ben mi söyleyeceğim?

Ne tespit Ne tembih_Otobüs Seferleri ve Maruz Kalınan Çocuklar

ne tespit, ne tembih..
dün şehirlerarası otobüsle istanbul'a dönmeye çalışırken, bunu gidince tespit tembih'e yazacağım demiştim.
bunu dediğim sırada pazar akşamüstü, marmara ereğlisi ve silivri suları iğrenç trafiği ve şehirlerarası sefer yapmakta olduğunu unutup dolmuş gibi davranan sevgili otobüsten darallar gelmiş, koltuğumun arkasına her geçişinde vuran muavini çoktan azarlamış, telefonunu kapatmamakta direnen çocuğu kendimce takıntı haline getirmemeye karar vermiş ve ön, yan ve hatta çapraz koltuğuma yayılmış olan teoride çekirdek ancak sayıca geniş ailenin durmaksızın -ve hatta asla temizlenmeksizin- salyası akan, ağlayan, bağıran, hiç susmayan üstüne üstlük yolculuk sırasında bezi değiştirilen bebeğini bagaja koymak gerektiğinde ısrarcıydım..

Sonuç olarak, evet, evet çocuk sevmiyorum!!!! Bunu bir tespit olarak yutturabilir miyim? Bilemiyorum. Sonuçta istisnalar olsa dahi, tanımadığım, sevmediğim insanların şımarık, kötü kalpli (hayvanlara eziyet eden ve aileleri tarafından azarlanmayan), mızmız, ailesinden yeterince ilgi ve sevgi görmeyen, sağlıksız (hasta çocukla otobüse binmek mesela) ve hatta hatta kleptoman (evet, bunu da gördüm..) çocuklarına neden katlanmam gerektiğini de anlayamıyorum, çok üzgünüm..

Ancak önerim şudur ki, nasıl sinemalarda -özellikle animasyonlarda- çocuklar ve çocukları olanlar için dublajlı seanslar yapılıyor, otobüslerde de çocuklu ve çocuksuz seferler yapılmalı.. bunu bütün otobüs şirketlerine yazmak hatta ülke çapında eylem yapmak istiyorum.. Herkes daha mutlu olmaz mıydı?

12 Ağustos 2007 Pazar

tespit_batil inanc

Batil bi dunya inancim oldugunu tespit ettim' mesela neye heyecan duysam sevinsem ve kendimi tutamayip bunu birileriyle paylassam arkasindan buyuk bir hezeyan olacagina inaniyorum, peki inaniyorum da noluyo vik vik konusmaya devam...Mesela tatil ulan 1 haftacik tatilim var simdiden bi suru sorun, baslarim boyle tatile...

9 Ağustos 2007 Perşembe

tespit: tatil

tatil için bile olsa evden, arkadaşlardan, yaşanılan şehirden, alışılmış düzenden 15 günden fazla uzaklaşmak özlem yaratıyormuş. büyüdükçe duygusallaşıyorum yemin ederim.

tespit_po[p]olitik

80'den sonra üniversite öğrencileri bile sündürüldü, artık devletin içinde bulunduğu durum hakkında konuşacak, siyasi görüşünü bildirecek ve bu şekilde kamuoyunda bir bilinçlenme yaratacak bir ses kalmamıştı. anne babalar ya siyaset konuşmuyor ya da 80li ve sonrası çocukları duymasın ve onların yaşadıklarını çocukları yaşamasın diye sessiz sessiz konuşuyorlardır. yeni nesil [a]politik olarak yetişmeye başladı, ve bu süreç ikibinlere kadar sürdü, tespitimce. günümüzde siyaset tekrar konuşulmaya başlandı.. gençlerin siyasete olan bu ilgisini, kendi çapımda değerlendirdiğimde, bilinçle yaklaşılan, yurt ve dünya siyasi konuları üzerinde görüş bildirme ve bilgi alışverişinde bulunma değil, popüler kültür ailesinin yeni üyesi olduğunu tespitliyorum.

8 Ağustos 2007 Çarşamba

Tembih_müzik...

Muayyen günlerinizde bağırıp çağıracak bi sevgiliniz, ya da oturup ağlayacak bir türk filminiz bile yoksa size bi playlist öneriim de hüngür foş ağlayın rahatlayın, hatta sizde ekleyin onları da dinleyip ağlayalım..haha ne saçma.. liste; Cat Power "Could we", Hooverphonic "someone", Coco Rosie "By yourside" , Piano Magic "you can never get lost " ,Tunng "Beautiful and light" ,Camera Obscura "Keep it Clean",dEUS "Magdelena" Yeni Türkü "İstersen hiç başlamasın" bi de Sezen Aksu "Gidiyorum bu şehirden"...

tespit_hız-haz

hız ve haz çağında yaşıorz dior semra hoca, ama nedense bu pek hissedilmior tarafımdan.. bilgisayar yavaş, internet yavaş.. ve bu yavaşlık hızlı olmaya göre deil normale göre bi yavaşlık ve bu nedenle yapacaklarımı yapamıor, söyleyeceklerimi yazacaklarımı unutuyorum.. üstüne üslük ilk önce heyecan ve mutluluk vermiş olan ama artık 'haz' duymamdan eser kalmamış şeyler hayatımda bit tümör gb gittikçe artan bir yer kaplamaya başladı.. öle işte..

6 Ağustos 2007 Pazartesi

tespit_değerli objeler

Değerli objeler var hayatımda yokluklarında gözlerim yaşarıyor, mesela hafif bakıra çalan uzun uzun yapraklara benzeyen bi küpem var, bu aralar yok ortalıkta içten içe üzülüyorum ama çıkar bi yerden ümidim de var hep...Sinir. Sonra mesela kaybolan pilot c4 kalemler her bir kayıp , uzaktan tanıdığınız bir yaşlının cenazesi kıvamında bir iç burukluğu, birde çizilen güneş gözlüğü yürekte bir pare..Herşeyimi umarsızca kötü kullansamda ayakkabılarım mesela...seviyorum onları...hiç eskimeseler keşke...Küpelerimi gören var mı?

2 Ağustos 2007 Perşembe

tespit_övgü

bir övgüyü taşımanın kazanmaktan daha zor olduğunu tespit ettim...öyle her övgü değil bahsini ettiğim, gerçekten kıymete değer olan... tamam amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok da, şunu demek istiyorum, insan birisine (ya da birilerine) beğenisini sunarken dikkatli olmalı, çünkü karşısındaki kişi o beğeniyi taşıyamiyacak kadar ego sahibiyse (amiyane tabirle; denyoysa) övgü yanlış ellerde tehlike arz edebilir, muvaffakiyet sanrıları yaratabilir, ortalık bu sanrıların tozu-dumanıyla göz gözü görmez hale gelebilir. dikkat!

1 Ağustos 2007 Çarşamba

Tespit_Mutlu Ruh Halini Sürdürememe

Mutluluk endişesiz gelmiyor ve ben bu duruma uyuz oluyorum. Tam birilerine "a ben galiba mutluyum!" diye hayret içinde birşeyler anlatmaya başlayacakken, dünyanın bütün endişeleri, manasız küçük/büyük paranoyaları ve geçmişin üstü itinayla örtülmüş izleri pıt diye kafama yağıveriyorlar. Mutluluğu sürdürme hevesim bir anda kaçıveriyor, başka bir deyişle enerjim çekiliyor, yorgun hissediyorum.
Tembihi olan?