seb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2008 Perşembe

tespit_kesinlikle

Yüzbinmilyonuncu kez hayatta hiç birşeyden tümüyle emin olunamayacağını tespit ettim.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

tembih_haydi bir daha asla görüşmeyelim

Bazen ailemin ve yontulmama aracı olmuş başka bir takım kurum, kuruluş ve kimselerin bana öğrettiği nezaket kurallarının kesinlikle izin vermeyeceği bir takım davranışlara, çok düşünceliymiş gibi görünmeye çalışan, konuşmaya çalışsam görgü kurallarını bana ve başka herkese öğretmeye çalışacak bir takım kimselerce maruz bırakılabiliyorum.

Orta sınıf ahlakının konuşmalarda bolca atıp tutmak, başkalarının ne denli cahil, köylü, nezaketsiz..vs. olduğunu söyleyip söyleyip, kendileriyle ilgili bir durumda sessizce ve başkaları yapsa söylemediğiklerini bırakmayacakları şekilde, işlerine geldiği gibi hallediverdikleri ikiyüzlü ve küçük hesaplı bir takım davranışlar bütünü olduğunu bir kez daha tespit ettikten sonra ailemin (ve diğerlerinin) bana öğrettiği o aynı kurallar nedeniyle, ağzımı açıp da tek laf etmeye gerek görmüyorum. Zaten hayattan edinmiş olduğum deneyimler, tartışmaların bir işe yaramayacağı durumlarla ilgili sinyalleri algılamama yarıyor. Neyseki insanlara bir şey öğretecek konumda olmadığmı biliyorum. Gülümseyerek içimden "Bir daha görüşmeyelim" diyor ve yoluma devam ediyorum. Kendime de sakin olmayı tembih ediyorum.

15 Nisan 2008 Salı

tembih_ekrana bakmak

İnsanların geçerken ekranıma bakıp yorum yapması, "aa bu ne", "bakiim bakiim neymiş" demesi kadar sinirlendiğim çok az şey var. Sonra "neden atölyede çalışmıyorsunuz çocuklar?" işte bu yüzden çalışmıyorum, çalışamıyorum.

ister berbat eskizler yaparım, ister tarot bakarım, ister ebay'de gezerim, gazete okurum, masal okurum. çalışırım, çalışmam. sizin hakkınızda bloglara yazı da yazabilirim istersem.. işte aynen böyle!

lütfen iyi niyetliyseniz bile insanların ekranlarına bakmayın, size ne canım, ayıp değil mi?

tespit_bunu alan bunu da aldı

Facebook'taki yeni "bunları tanıyor olabilirsiniz" temalı, arkadaşlarımın arkadaşları uygulaması beni korkutuyor. gereksiz sosyalleşmeler içindeyiz sürekli. arkadaşlarım, onların arkadaşları, arkadaşlarımın ortak arkadaşları... görüyoruz ki küçük çevrelerimizde zaten herkesler arkadaş ve yeni kimseyle tanışmak diye birşey mümkün değil. ana sayfada açılan bu yeni mereti gördükçe buna üzülüyorum. daha tanımadığım 1 kişi bile göremedim.

31 Mart 2008 Pazartesi

tespit_nil sendromu

Yıllarca "anne ben evlenmiycem, istemiyorum pilav yapmak" benzeri sayıklamalarla kendisinden ne kadar farklı ve de ne kadar asi bir genç kız olduğumu kanıtlamaya çalıştığım annemi, yeni aldığım yemek kitabı yaptığım yemeklerin ne kadar başarılı olduğuna inandırmaya çalışmamın anlamsızlığını ve daha da önemlisi kaygı vericiliğini tespit ettim. Hatta daha vahim olanı kendimi yemek kitabından tam bir hafta sonra koçtaş'tan anneme telefon açıp el blender'ı mı daha faydalı mutfak robotu mu diye sorarken bulmuş olmamdır.

Bunun nedeni şu sıralar gittikçe popülerleşen entellektüel altın günleri midir yoksa buna ne kılıf uydurmaya çalışsam da hızla ilerleyen biyolojik saat midir merak ediyorum. Önce "istemiyorum pilav yapmak" ardından "sana kek yaptım"... Hepimiz sonunda paşabahçe vitrinine bakıp "ayy ne güzel yemek takımı" diyip, alışveriş merkezinde gördüğümüz elalemin çocuklarına komik suratlar mı yapacaktık!! paniklerdeyim..

20 Şubat 2008 Çarşamba

tespit_engellenemez kin kusma isteği

Çok pis kinci bir insanım. Bazen birşey düşünürken, biriyle konuşurken gözlerim parlıyor, içimde inanılmaz yoğun hatta sancılı bir istek duyuyorum, ağzımdan çok kötü şeyler çıkacak oluyor. "Ama sen de şöyle, böyle yapmıştın.. ben o zaman çok kırılmıştım" diye yüzüne vurmak ya da kahkahalar atıp "nasssılmııııııış" demek istiyorum. Neyseki yavaş yavaş derin bir nefes alıp insan gibi davranmayı öğreniyorum.. o da yalnızca gerçekten sevdiğim insanlara.

tespit_yan çizme

sevmediğim işlerin altına girsem de kendimi hep sevdiğim şeyleri yaparken buluyorum.

30 Ocak 2008 Çarşamba

tespit_mitingler

Dün akşam bir arkadaşım ebeveynlerinin televizyonda şu "Biz Kaç Kişiyiz?" miting görüntülerine bakarken, "Neden gençler bunlara gitmiyor?" diye sorduklarını anlatıyordu ki, bu soru üzerine ailesine verdiği cevabı aklıma getiriverdi Perihan Mağden'in dün Radikal'de çıkmış olan yazısı.
Neden 19 Ocak'ta Osmanbey'e gidiyoruz ama neden cumhuriyet mitinglerine ya da AKP Kazlıçeşme Mitingi'ne gitmiyoruz sorularına cevaben biraz da:

"Bu korkular yok olursa, bu meselelerimizi halledip de Umacı Egemenler statülerinden çıkartırsak, NOLUR MEMLEKETİMİZİN HALİ SONRA?
Es kaza, hakiki demokrasi olmak zorunda filan kalırız. Korkularımız kadarız. Burası: Türkiye Korku Tipi Cumhuriyeti zira.
Dolayısıyla Kürt Meselesi'ne böylesine yaklaşan AK Parti ve şimdilerdeki kader ortağı MHP'yle; Türban Meselesi'ne böylesine yaklaşan Büyük Tabanlı Laikçi Cephe'nin birbirinden pek bir farkı yok. Söylemleme Teknikleri açısından.
Duruşsuzluk kapısından.
Her 2 taraf da koordinatlarımızı belirleyen Korkunun Bekçileri. Her 2 taraf da varlığını bu korkulara, bu korkuların devamlılığına borçlu.
"

tespit_itiraf

bu aralar ne okusam katıldığımı tespit ettim. ya öylesine şanslıyım ki gerçekten doğru düzgün şeyler okuyorum son zamanlarda ya da öyle şapşallaştım ki herşeyden etkileniyorum..

28 Ocak 2008 Pazartesi

tespit_deadline stresi

Yapmam gereken şeyler bir türlü bitmiyor ve önümde sürekli yeni deadline'lar olduğunu görüyorum. Arada dayanamayıp ara versem de, bir zamana birşey yetişmesi gerektiği hissi kafamın bir yerinden rahatsızlık vermeyi sürdürüyor. Belki de sırf bu his yüzünden, bir yerden sonra bu tempoyu sürdürecek enerjimin, isteğimin kalmadığını tespit ettim. Tek istediğim "bugün çalışmayacağım" ya da "şimdi ara verip bir film izleyeceğim" dediğim anlarda yapmam gerekenlerin çokluğunu unutabilmek...

14 Ocak 2008 Pazartesi

tespit_kurabiye

Eve girildiğinde fırından yeni çıkmış ya da çıkmak üzere olan kurabiyelerin kokusunu duymak inanılmaz bir huzur yaratıyor.

9 Ocak 2008 Çarşamba

tespit_last.fm

Last.fm'de dinlediğiniz gruba tık'ladığınızda, haliyle grubun sayfasına gidiyorsunuz. Artık orada en sağdaki kolonun yukarılarında bir yerde (tag'lerden hemen sonra) "just listened" diye en son bu grubu dinleyen 3-4 kullanıcı görünüyor.
Bunu görmenin bende garip bir his yarattığını tespit ettim. Bir yere ait olma hissi midir, başka insanlarla birşeyler paylaşıyor olmaktan alınan haz mıdır, kim olduğunu bilmesem de, dünyanın herhangi bir yerinde, birilerinin aynı anda benimle aynı şeyi dinliyor olması iyi hissettiriyor. Evet, dünya ne kadar da küçük, hepimiz insanız, falan filan.. kesin yaşlandım..

28 Aralık 2007 Cuma

tespit_güçlü insan

"Güçlü insan olmak" diye tanımladığım şeylerin çoğu hakkında yanıldığımı tespit ettim.

25 Aralık 2007 Salı

tespit_uyuma öncesi konuşmaları

Hani bazen bir arkadaşınız sizde kalır ve bütün akşam aptal aptal herşeyden bahsedilir ve sonra birlikte uyuyup yine uyuyana kadar aptal aptal konuşup gülünür. Onu özlemişim, bunu tespit ettim:)
Ayrıca o uyuma öncesi konuşmalarında şakayla karışık aslında ne kadar ciddi şeyler konuşuluyormuş onu hatırladım. En ağır şeyler bile hafifmiş gibi geliyor uyku öncesi şapşallığında.. Belki de hep o zamanlar konuşmak lazım can sıkıcı şeyleri...

24 Aralık 2007 Pazartesi

Tembih_sinir bozukluğu

İçimden geçenleri bir türlü anlamlı bir yazıya çevirememenin mutsuzluğu içindeyim, ki bu mutsuzluk zaten ilk başta yazmaya çalışmama neden olan diğer mutsuzluk, endişe, can acısı gibi garip hislerle birleşerek iyice korkunç bir hale geldi. Yaklaşık 2 saattir yazabildiğim tek manalı şey, ne kadar küçük ve aciz olduğum ve şeylere ne denli az müdahale edebildiğim. “Oysaki...” diyip tıkandığım, elimden hiç bir şey gelmediğini fark ettiğim ve kusmak istediğim bütün anları arka arkaya koysam, muhtemelen hayatımın yarı süresi kadar edebilirler.

Anlatmak istediklerimi zamanında ifade etmeyi becerememiş olduğum ve hala da beceremediğim için feci şekilde canım yanıyor olsa da, tek yaptığımın bunları boktan bir bloga kusmaya çalışmak olması nedeniyle oluşan hayalkırıklığı da bu kızgınlığın ve can acısının üstüne ekleniyor.. (isteğe bağlı olarak; “üstüne eklendiğini tespit ettim” şeklinde okuyabilir ve kurala uydurma çakallığı yapabiliriz.)

Ha, ruh halini tanıdığı ya da tanımadığı insanlara bu kadar pervasızca teşhir etmenin gereksizliği de cabası.

Tembih:
1. terapistler bunun için var.
2. şeyler üstüste geldiğinde insan kendinden beklentilerini azaltabilmeli.
3. keskin sirke küpüne zarar.
4. arkadaşı ihtiyaç olmadan edinmek mantıklı. (teşekkürler fortune cookie)
5. keza manasız bir hobi edinmek de öyle.

17 Aralık 2007 Pazartesi

tespit_iş erteleme

Yapmam gereken asıl işleri yapmamak için 100.000 tane gereksiz tespit yapabileceğimi tespit ettim.

tespit, tembih_dengesiz ilişkiler

Çok sevmekle uyuz olmak arasında çok ince bir çizgi var. Herhangi bir insana karşı duygularım öyle pek de değişmese, kıl olmalarım, sempati duymalarım hızla gelip geçse de, çok sevdiğim insanlardan birden mantıksızca çok nefret edip, çok uyuz olduğum insanları birdenbire çok sevebiliyorum. En iyi arkadaşımın yüzünü görmek istemeyebiliyor, hayatımdan çıkmasının son derece yerinde olabileceğini son derece içten bir biçimde düşünebiliyor, ardından mesela iki gün önce nefret ettiğim ve hiç bir iyi tarafı olmadığını düşündüğüm bir insanın hayatımdaki varlığından inanılmaz mutlu olabiliyorum.
İşin kötü yanı buna kimsenin anlam verememesi, ben dahil... Tembih, bu denli değişken tutumlar içerisinde olan insanlar, diğer insanlar hakkında düşündüklerini kolay kolay başkalarına söylememeli!

4 Aralık 2007 Salı

tespit_kedili teyze

Önceki mesajı yazarken, “neyseki yalnızca sevgililer değil arkadaşlar, hatta aile fertleri dahi gelip geçici” diyebilen bir de buna gayet içten inanan, uyuz ve mutsuz bir insan olduğumu da tespit ettim.. Çocuklara “gidin başka yerde oynayın” diye bağırıp camdan su döken yaşlı teyzelerden olacağım evet. Kedim de var zaten.

tespit_lise arkadaşları

Her kadının eskiden beri hayatında olan, çocukluktan -ya da büyük ihtimalle liseden- beri tanıdığı bir kız grubu vardır. Bir sürü şeyle, başta kendisiyle bile baş etmeyi bilmediği dönemlerde tanıdığı, yıllarca anlatılacak aptalca şeyler yaptığı (ilk kez aşık olmalar, sarhoş olmalar, kazık yemeler, kıytırık bilgilerle seks tavsiyeleri vermeler, topuklu ayakkabıyla yürüyememeler, palyaço gibi makyaj yapmalar..vs.ler) küstüğü, barıştığı ama sonuç olarak dönüp baktığında orada yakınında bulmanın kendisine bir tür güven verdiği bir takım başka kadınlar vardır ki, onlardan uzaklaşmak çok zordur.

Oysaki her zaman zoru (zor burada ulaşılması zor hedefi temsil etmiyor, tam tersine..) başarmakta üstüne olmayan ben, bunu da başardığımı tespit ettim.
Her zaman orada olacaklar diye içten içe iyi hissediyordum elbette, ama aynı zamanda artık konuşacak pek bir şeyimin kalmadığından şüphelendiğim, bambaşka insanlara dönüştüğümüzü üzülerek izlediğim halde kılımı kıpırdatmayarak kendilerini kaybetmişim. Aferin bana.

15 Kasım 2007 Perşembe

tespit_işkolizm

İşim olmayınca çok kötü hissedip bir sürü işe girişiyorum. Sonra hepsini yapmam gerektiğinde panik olup yorulup yine kötü hissediyorum. İşsiz depresyon, çok iş yine depresyon... Nedir bu tatminsizlik..